Kararın özeti
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “onama” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: Vasiyetnamenin iptali istemi. Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının murisin anne ayrı baba bir kız kardeşinin kızı olduğunu, murisle davacının hiç görüşmediğini, davacının murisin cenazesine bile gelmediğini, vasiyetnamenin murisin fiil ehliyeti yerindeyken gerekli şekil koşullarına uyularak yapıldığını, bundan ayrı saklı pay mirasçıları dışındaki mirasçılar için ıskat sebeplerinin belirtilmesine gerek olmadığını belireterek davanın reddini savunmuştur.
Tam karar metni
Tam metni gösterTam metni gizle4 bin karakter
7. Hukuk Dairesi 2025/4928 E. , 2026/2994 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2046 E., 2025/1482 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/885 E., 2024/138 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; murisin 28.06.2019 tarihinde öldüğünü, muris tarafından 19.12.2017 tarihinde vasiyetname düzenlendiğini, tüm malvarlığının davalıya bırakıldığını, murisin işlem tarihinde 68 yaşında olup ağır kanser hastası olduğunu, fiil ehliyetinin bulunmadığını, vasiyetnamenin gerekli şekil koşullarını taşımadığını ve murisin ıskat için geçerli bir sebebin bulunmadığından ıskat etmeye yönelik beyanının geçerli olmadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının murisin anne ayrı baba bir kız kardeşinin kızı olduğunu, murisle davacının hiç görüşmediğini, davacının murisin cenazesine bile gelmediğini, vasiyetnamenin murisin fiil ehliyeti yerindeyken gerekli şekil koşullarına uyularak yapıldığını, bundan ayrı saklı pay mirasçıları dışındaki mirasçılar için ıskat sebeplerinin belirtilmesine gerek olmadığını belireterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olarak düzenlendiği; Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından raporda, murisin işlem tarihinde fiil ehliyetini azaltacak veya ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir akli arıza içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, kendisinde mevcut sistemik hastalıklarının da tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceğinin bildirildiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "tüm dosya kapsamı ve Adli Tıp Kurumu raporundan miras bırakanın vasiyetname tarihinde herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bulunmadığının belirlendiği, vasiyetnamenin iptaline yönelik iddiaların tüm dosya kapsamı nazara alındığında kanıtlanamadığı" gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; vasiyetname tarihinde uzun süredir kanser tedavisi gören murisin, kanser hastalığına bağlı olarak akli dengesinin yerinde olmadığını, eldeki dosyada murisin fiil ehliyetinin tespitinin mümkün olmadığını, yapılan araştırmada sunulan literatüre göre ayırt etme gücünün sakatlanmış olduğunun varsayılarak vasiyetnamenin iptal edilmesinin gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2017/1-1827, K. 2021/625Tenkis davasında terekenin tespiti: yalnızca vasiyetnamedeki malların tespitini istemek keşif delilinden vazgeçme sayılmaz, temlik dışı tereke de belirlenmelidir
- YargıtayE. 2025/3468, K. 2026/1404Vasiyetnamenin iptali – Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2025/3468 E., 2026/1404 K.
- YargıtayE. 2025/2918, K. 2026/2170Ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemi – Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2025/2918 E., 2026/2170 K.
- YargıtayE. 2024/4725, K. 2025/2611Tenkis davasında temlik içi ve temlik dışı tereke mevcudu mahkemece resen araştırılır; net tereke ve sabit tenkis oranı belirlenmeden tenkis istemi reddedilemez
Örnek Dilekçeler
- Asliye Hukuk MahkemesiVasiyetnamenin İptali Dava Dilekçesi (TMK m. 557-559)
- Asliye Hukuk MahkemesiVasiyetnamenin Tenfizi Dava Dilekçesi (TMK m. 600 vd.)
- Asliye Hukuk MahkemesiMirasçılıktan Çıkarmaya İtiraz Dava Dilekçesi (TMK m. 510-513)
- Sulh Hukuk MahkemesiTerekenin Resmî Tasfiyesi Talebi (TMK m. 632)
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.