Alacağınız var ve haklısınız; ancak süresi içinde doğru işlemi yapmazsanız borçlunun zamanaşımı def'i karşısında dava hakkınızı kaybedebilirsiniz. Birçok kişi borçluya ihtarname gönderdiğinde sürenin durduğunu ya da yenilendiğini düşünür. Oysa Türk Borçlar Kanunu zamanaşımını yalnızca belirli sebeplerle durdurur veya keser; bu iki kavramın sonuçları da birbirinden çok farklıdır. Bu yazıda TBK m. 153-158 çerçevesinde zamanaşımının durmasını, kesilmesini, yeni sürenin başlamasını ve dava usulden reddedilirse tanınan ek süreyi anlatıyoruz. Genel süreler için sözleşmeden doğan alacaklarda zamanaşımı rehberimize ve haksız fiilde zamanaşımı rehberimize bakabilirsiniz.
Zamanaşımı, hak düşürücü süre, durma ve kesilme
Zamanaşımı, süresi dolan alacağın dava edilebilirlik niteliğini yitirmesidir. Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz; borçlunun bunu süresinde ileri sürmesi gerekir (TBK m. 161). Süreler sözleşmeyle değiştirilemez (m. 148) ve zamanaşımından önceden feragat edilemez (m. 160). Hak düşürücü sürelerde ise hâkim süreyi kendiliğinden gözetir ve durma ile kesilme kuralları kural olarak uygulanmaz.
Zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar; başladığı gün sayılmaz ve süre son günün de bitmesiyle dolar (m. 149, 151). Durma ve kesilmenin farkı şöyledir:
| Durma (m. 153) | Kesilme (m. 154-157) | |
|---|---|---|
| Etkisi | Sebep sürdükçe süre işlemez; sebebin kalktığı günün bitiminde süre işlemeye başlar veya daha önce başlamışsa kaldığı yerden devam eder | O ana kadar geçen süre boşa gider, yeni bir süre işlemeye başlar |
| Sebepler | Velayet, vesayet, evlilik, ev hizmetlileri, intifa, Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmaması, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi | Borçlunun ikrarı; alacaklının dava veya def'i yoluyla başvurması, icra takibi, iflas masasına başvuru |
Zamanaşımının durması (TBK m. 153)
Zamanaşımı şu hâllerde işlemeye başlamaz, başlamışsa durur:
- velayet süresince çocukların ana ve babalarından olan alacakları için,
- vesayet süresince vesayet altındakilerin vasiden veya vesayet işlemleri sebebiyle Devletten olan alacakları için,
- evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları için,
- hizmet ilişkisi süresince ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için,
- borçlunun alacak üzerinde intifa hakkı bulunduğu sürece,
- alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece,
- alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesinde, birleşmenin ileride geçmişe etkili olarak ortadan kalkması durumunda, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçecek süre için.
Örneğin eşlerden birinin diğerinden alacağı, evlilik sürdüğü sürece zamanaşımına uğramaz; süre evliliğin sona ermesinden sonra işlemeye başlar. Arabuluculuk da benzer biçimde etki eder: arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesabında dikkate alınmaz (6325 sayılı Kanun m. 16/2) ve dava şartı arabuluculukta zamanaşımı durur (m. 18/A). Bu nedenle arabulucuya başvuru zamanaşımını kesmez, hesaptan düşer; arabuluculuk bittikten sonra kalan süre işlemeye devam eder.
Zamanaşımının kesilmesi (TBK m. 154)
Kanun kesilme sebeplerini iki grupta sayar.
Borçlunun davranışı: Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemişse veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse zamanaşımı kesilir. Örneğin borcun bir kısmını ödemek, taksit anlaşması yapmak veya borcu yazılı olarak kabul etmek bu kapsamdadır. İkrar, borcun varlığını kabul eden açık bir beyan veya fiil gerektirir; "durumu inceleyeceğiz" gibi belirsiz yanıtlar tartışma yaratır.
Alacaklının davranışı: Alacaklı dava veya def'i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa veya alacağını iflas masasına bildirmişse zamanaşımı kesilir. Yargıtay uygulamasında dava ile kastedilen kural olarak alacağın tahsiline yönelik eda davalarıdır; her dava türü zamanaşımını kesmez.
Neler tek başına kesmez? Noter ihtarnamesi, e-posta veya sözlü talep kesme sebepleri arasında sayılmamıştır. Arabuluculuğa başvuru da zamanaşımını kesmez; yukarıda açıklandığı gibi yalnızca arabuluculuk süresinin hesaba katılmamasını sağlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kambiyo takibine ilişkin bir kararında, alacaklının takibin ilerlemesini sağlamaya yönelik işleminin süreyi kestiği, buna karşılık dosyanın yenilenmesi talebinin takibin devamını sağlamadığı için zamanaşımını kesmediği belirtilmiş; ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması gibi taleplerin de kesici nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. İcra takibine özgü ayrıntılar için icra takibinde zamanaşımı rehberimize bakabilirsiniz.
Kesilmenin sonucu: yeni süre
Zamanaşımı kesilince o güne kadar geçen süre hesaba katılmaz ve yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmişse veya mahkeme ya da hakem kararıyla belirlenmişse yeni süre her zaman on yıldır (m. 156). Örneğin beş yıllık kira alacağında borçlu kısmi ödeme yaparsa yeni beş yıllık süre işler; borçlu borcu bir senetle (imzalı borç ikrar belgesiyle) ikrar ederse yeni süre on yıl olur. Kesilme dava veya def'i yoluyla gerçekleşmişse süre, yargılama sırasında taraflarca yapılan her işlemden ve hâkimin her kararından sonra; icra takibiyle gerçekleşmişse alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar (m. 157). Uygulamada bu, devam eden bir davanın veya takibin süreyi fiilen canlı tuttuğu, ancak uzun süre hiçbir işlem yapılmayan dosyalarda zamanaşımı riskinin doğabileceği anlamına gelir.
Birlikte borçlular ve kefil (TBK m. 155)
Müteselsil borçlulardan birine karşı kesilen zamanaşımı diğerlerine karşı da kesilmiş olur; bölünemeyen borçta da aynı kural geçerlidir. Asıl borçluya karşı kesilmesi kefile karşı da kesilme sonucunu doğurur; kefile karşı kesilme ise asıl borçluya karşı kesme sonucu doğurmaz. Bu nedenle alacaklı, kefile karşı yaptığı işlemle asıl borçlunun zamanaşımına güvenmemelidir.
Kısmi dava ve 7589 sayılı Kanun
Alacağın yalnızca bir kısmı dava edilirse kural olarak yalnızca dava edilen miktar bakımından zamanaşımı kesilir. 31.07.2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanun, belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107'yi yürürlükten kaldırmış ve HMK m. 109/4'ü eklemiştir. Buna göre kısmi davada talep, tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus artırılabilir ve artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Artırılmayan ve hiç dava edilmeyen kısım için süre işlemeye devam eder; bu yüzden kısmi dava açarken kalan alacağın süresi ayrıca izlenmelidir. Bu değişiklik 31.07.2026'dan sonra açılan davalar için geçerlidir; bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davalarında m. 107 uygulanmaya devam eder.
Dava usulden reddedilirse: altmış günlük ek süre (TBK m. 158)
Dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması, düzeltilebilir bir usul yanlışlığı ya da davanın vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilir ve bu arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa alacaklı altmış günlük ek süre içinde hakkını kullanabilir. Esastan ret veya davanın açılmamış sayılması gibi hâllerde bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı ile sürenin hangi tarihten başlayacağı uygulamada ve doktrinde tartışmalıdır. Ret kararı verilir verilmez, kesinleşmeyi beklemeden de yeniden dava açmak ihtiyatlı olur.
Sık yapılan hatalar
- İhtarname göndermekle zamanaşımının kesildiğini sanmak.
- Arabuluculuk başvurusunu zamanaşımını sıfırlayan bir işlem saymak; arabuluculuk süresi yalnızca hesaba katılmaz.
- Kefile karşı yapılan işlemin asıl borçlu bakımından da süreyi kestiğini düşünmek.
- Kısmi dava açıp talep edilmeyen kısmın süresini izlememek.
- Dosya uzun süre işlemsiz kalırken yeni sürenin işlediğini fark etmemek.
- Zamanaşımı def'ini cevap dilekçesinde ileri sürmemek (borçlu bakımından).
Sonuç
Zamanaşımı durduğunda süre işlemez, kesildiğinde ise baştan başlar; kesme sebepleri kanunda sayılmıştır ve ihtarname bunlar arasında değildir. Borçlunun ikrarı, dava, icra takibi ve iflas masasına başvuru süreyi keser; kesilmeden sonra yeni süre işler ve ilam veya senetle ikrar halinde on yıl olur. Kısmi dava, kefil ve usulden ret hâllerinde özel kurallar bulunduğundan, her alacak için süre ve işlemler ayrı ayrı izlenmelidir. Her olayın koşulları farklıdır; sürelerin hesabında somut olay belgeleriyle birlikte değerlendirme yapılmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
İhtarname çekmek zamanaşımını keser mi?
Hayır. Kanunda sayılan kesilme sebepleri borçlunun borcu ikrar etmesi (özellikle faiz ödemesi, kısmen ifa, rehin veya kefil gösterme) ile alacaklının dava veya def'i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurması, icra takibinde bulunması veya iflas masasına başvurmasıdır (TBK m. 154). Noter ihtarı borçluyu temerrüde düşürebilir, ancak tek başına zamanaşımını kesmez.
Zamanaşımının durması ile kesilmesi arasındaki fark nedir?
Durmada sebep sürdükçe zamanaşımı işlemez; sebep ortadan kalkınca süre işlemeye başlar veya daha önce başlamışsa kaldığı yerden devam eder (m. 153). Kesilmede ise o ana kadar geçen süre boşa gider ve yeni bir süre işlemeye başlar (m. 156).
Arabulucuya başvurmak zamanaşımını keser mi?
Arabuluculuk zamanaşımını kesmez, onun hesabında geçen süreyi dikkate almaz: arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesabında dikkate alınmaz (6325 sayılı Kanun m. 16/2). Dava şartı arabuluculukta zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (m. 18/A).
Alacağımın yalnızca bir kısmı için dava açarsam kalan kısmın zamanaşımı ne olur?
Kural olarak dava, yalnızca dava edilen miktar için zamanaşımını keser; fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması tek başına kesme etkisi doğurmaz. 31.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla eklenen HMK m. 109/4 uyarınca kısmi davada talep, tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus artırılabilir ve artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Dava edilmeyen ve artırılmayan kısım için süre işlemeye devam eder.
Dava yetkisizlik veya görevsizlik nedeniyle reddedilirse süre kaçırılmış olur mu?
Dava veya def'i, yetki ya da görev noksanlığı, düzeltilebilir bir usul yanlışlığı veya davanın vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilir ve bu arada zamanaşımı ya da hak düşürücü süre dolmuşsa alacaklı altmış günlük ek süre içinde hakkını kullanabilir (TBK m. 158). Sürenin başlangıcı ve kapsamı uygulamada tartışmalı olabildiğinden ret kararı verilir verilmez yeniden dava açmak ihtiyatlı olur.
Bu sitedeki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2025/349, K. 2026/253Kambiyo takibinde haciz tutanağının kesin aciz belgesi sayılıp zamanaşımının yirmi yıl olup olmadığı ve icranın geri bırakılması – Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2025/349 E., 2026/253 K.
- YargıtayE. 2026/2171, K. 2026/3726Tapu iptali ve tescili olmadığı takdirde tazminat istemi (sebepsiz zenginleşme) – Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2026/2171 E., 2026/3726 K.
- YargıtayE. 2022/(13)3-597, K. 2023/545Avukata karşı tazminat davasında fiil suç teşkil ediyorsa uzamış ceza zamanaşımı uygulanır (hakların yarışması)
- YargıtayE. 2025/5119, K. 2025/6411Alacak istemi – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/5119 E., 2025/6411 K.
Örnek Dilekçeler
- Asliye Hukuk MahkemesiSözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Tazminat Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk Mahkemesiİtirazın İptali Dava Dilekçesi
- İcra MahkemesiZamanaşımı Nedeniyle İcranın Geri Bırakılması Talebi
- Tüketici MahkemesiKaçak Elektrik Tahakkukuna Karşı Menfi Tespit Dava Dilekçesi