Kararın özeti
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “onama” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemi. Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
ne işlenmediği, bu yerin öteden beri 9700 m² olarak kullanılageldiği, Sakarya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen 2016/1745 Esas, 2017/1831 Karar sayılı kararı ile de taşınmazın yüzölçümünün 9700 m² olarak düzeltildiği ileri sürülerek oluşan yüzölçüm farkı nedeniyle tazminat isteminde bulunulmuş olup, dava konusu taşınmazın 1977 yılında yapılan tesis kadastrosu çalışmaları sonucunda davacıların cetleri ... oğlu ... adına 2900 m² yüzölçümlü olarak tarla vasfı ile tapu kaydının oluşturulduğu, adı geçenin 2011 yılında ölümü üzerine 04.05.2016 tarihinde davacılara elbirliği mülkiyeti ile intikal ettiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi kapsamında yapılarak kesinleşen yenileme çalışmaları sonucunda 26.10.2022 tarihinde benzer şekilde evvelce olduğu gibi 2902,05 m² yüzölçümü ile davacılar adlarına iştirak halinde tapuya kaydedildiği tespit edilmiş, bahse konu Sakarya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin istinaf incelemesinden geçerek 20.12.2018 tarihinde kesinleşen 2016/1745 Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde ise, Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41 inci maddesi uyarınca 14.11.2016 tarihinde resen yapılan düzeltme işlemi sırasında Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda ... adına kayıtlı olan 179 parsel sayılı 5.450,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın sözü edilen Tapulama Komisyonu’nun 16.02.1978 tarihli kararı doğrultusunda 1.750,00 m² yüzölçümlü olarak tapu kaydında düze
Tam karar metni
Tam metni gösterTam metni gizle9 bin karakter
5. Hukuk Dairesi 2025/10811 E. , 2026/5185 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1065 Esas, 2025/1033 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/378 Esas, 2024/148 Karar
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi eski 177 parsel (yenileme ile 24 36... parsel) sayılı taşınmazın davacılara murisleri ...'ten miras kaldığını ve davacıların 9.700,00 m² olarak bu yeri yıllardır kullandıklarını, 1977 yılında kadastro çalışmalarının yapıldığını ve 1978 yılında bu çalışmaların kesinleştiğini, parselin diğer parsellerle de tel çitler ve ağaçlar ile ayrıldıklarını, Sakarya 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/1745 Esas sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın yüzölçümünün 2.900,00 m²'ye düşürüldüğünü, azalma nedeniyle davacıların mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın ilk tescilinden itibaren yüzölçümünde hiç değişiklik olmadığı, davacıların uğradığı bir zararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece gerekli inceleme ve araştırma yapılmadığını, tanık dinletme talebinin reddedildiğini, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, söz konusu düzeltme işleminin ilgili Tapu Müdürlüğünde neden tescil edilmediği ve işlemin akıbetinin tapu müdürlüğünden sorularak ek rapor alınması gerektiğini, bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu,dava konusu taşınmazın yıllardır 9.700,00 m² olarak kullanıldığını, 1977 yılında kadastro çalışmalarını neticesinde yüzölçümü ve sınırları tespit edilerek bu tespitin 1978'de kesinleştiğini, ancak tapu kütüğüne geçirilmediğini, taşınmazın diğer parsellerden de tel çit ve ağaçlar ile ayrıldığını, 9700 m² taşınmazın yüzölçümünün 2900 m²’ye düşürüldüğünü, müvekillerinin bir kusuru bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğuna ileri sürmüştür
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu ... ilçesi, ... Mahallesi 24 36... parsel (eski 177) sayılı taşınmazın 1977 yılında yapılan tesis kadastrosu çalışmaları sonucunda itiraza uğramaksızın yüzölçümü 2900,00 m² olarak tapuya tescil edildiği, ancak söz konusu yere ilişkin Tapulama Komisyonu’nun 16.02.1978 tarihli olup yine itiraza uğramaksızın 30.06.1978 tarihinde kesinleşen kararına göre (aynı komisyon kararında 169-179 parsel arası başka bir kısım komşu parsellerin yüzölçümlerinin de düzeltilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır) taşınmazın yüzölçümünün 9700 metrekare olarak düzeltildiği ve her nasılsa bahse konu komisyon kararının tapu kütüğüne işlenmediği, bu yerin öteden beri 9700 m² olarak kullanılageldiği, Sakarya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen 2016/1745 Esas, 2017/1831 Karar sayılı kararı ile de taşınmazın yüzölçümünün 9700 m² olarak düzeltildiği ileri sürülerek oluşan yüzölçüm farkı nedeniyle tazminat isteminde bulunulmuş olup, dava konusu taşınmazın 1977 yılında yapılan tesis kadastrosu çalışmaları sonucunda davacıların cetleri ... oğlu ... adına 2900 m² yüzölçümlü olarak tarla vasfı ile tapu kaydının oluşturulduğu, adı geçenin 2011 yılında ölümü üzerine 04.05.2016 tarihinde davacılara elbirliği mülkiyeti ile intikal ettiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi kapsamında yapılarak kesinleşen yenileme çalışmaları sonucunda 26.10.2022 tarihinde benzer şekilde evvelce olduğu gibi 2902,05 m² yüzölçümü ile davacılar adlarına iştirak halinde tapuya kaydedildiği tespit edilmiş, bahse konu Sakarya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin istinaf incelemesinden geçerek 20.12.2018 tarihinde kesinleşen 2016/1745 Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde ise, Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41 inci maddesi uyarınca 14.11.2016 tarihinde resen yapılan düzeltme işlemi sırasında Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda ... adına kayıtlı olan 179 parsel sayılı 5.450,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın sözü edilen Tapulama Komisyonu’nun 16.02.1978 tarihli kararı doğrultusunda 1.750,00 m² yüzölçümlü olarak tapu kaydında düzeltme yapılmasına karar verildiği, kararın 179 parsel maliki ...'a tebliğ edilmesi üzerine parsel maliki ...'ın Kadastro Müdürlüğünce yapılan 14.11.2016 tarihli düzeltme işlemini kabul etmeyerek düzeltme işlemi sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve eksikliğin 176 ve davalılara ait 177 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açtığı, yargılama sırasında eldeki dava dosyasının davacıları olan 177 parsel maliklerinin dahili davalı olarak sözü edilen davada yer aldıkları, yapılan yargılamada alınan 15.06.2017 tarihli fen bilirkişi raporu doğrultusunda yüzölçüm eksikliği iddiasının 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi kapsamında kalmadığının tespiti üzerine, taşınmazın aynına ilişkin tapu iptal ve tescil davasının konusu olabileceği gözetilerek davanın kabulüne karar verildiği, diğer bir ifadeyle 179 parsel yönünden Tapulama Komisyonunun 16.02.1978 tarihli kararına istinaden Kadastro Müdürlüğü tarafından resen düzeltme işlemi yapılamayacağına karar verildiği, eldeki davada davacıların tazminat istemi, Tapulama Komisyonunun 16.02.1978 tarihli kararının tapu kütüğüne işlenmemesinden doğan yüzölçüm azalmasına dayalı olduğundan davanın 3402 sayılı Kanun’un 22/A maddesi kapsamında yapılan yenileme çalışmaları sonucunda oluşan yüzölçüm eksikliği iddiasına dayalı açılmış bir dava olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, davanın Tapulama Komisyonunun 16.02.1978 tarihli kararının tapuya işlenmemesinden kaynaklandığı, davacıların taşınmazı satış yoluyla edinmediği ve edinirken bedel ödemediği, fen bilirkişi raporuna göre de taşınmazın yüzölçümünde bir değişiklik olmadığı gözönüne alındığında eldeki dosyada 1007 nci madde kapsamında zarar oluşmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla usul ve kanuna uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2026/1244, K. 2026/105004721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemi – Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2026/1244 E., 2026/10500 K.
- YargıtayE. 2026/326, K. 2026/100814721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemi – Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2026/326 E., 2026/10081 K.
- YargıtayE. 2026/1089, K. 2026/104874721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemi – Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2026/1089 E., 2026/10487 K.
- YargıtayE. 2026/67, K. 2026/101404721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemi – Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2026/67 E., 2026/10140 K.
Örnek Dilekçeler
- Asliye Hukuk MahkemesiTapu Kaydının Düzeltilmesi Dava Dilekçesi
- Sulh Hukuk MahkemesiKat Mülkiyetinde Ortak Gider (Aidat) Alacağı Dava Dilekçesi
- Abonelik Hizmeti SağlayıcısıAbonelik Sözleşmesinin Feshi ve Cayma Bedeline İtiraz Dilekçesi (6502 sayılı Kanun m. 52)
- Asliye Hukuk MahkemesiAdam Çalıştıranın Sorumluluğuna Dayalı Tazminat Dava Dilekçesi
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.