Kararın özeti
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “onama” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: Vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan zararın tazmini istemi. Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yargılama aşamasında üniversite öğretim görevlilerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan rapor ile ceza soruşturma dosyasında Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda; prematür bebekler ve düşük doğum tartılı bebeklerde, kas yapılarının tam gelişmemiş ve dokuların daha yeterli yapıda olmamasından dolayı basit bir pozisyon verme, damar yolu açma, beslenme süreci gibi durumlar sırasında kemik kırığı meydana gelebileceği, olayın tedavi sırasında tüm dikkat ve özen gösterilemesine rağmen meydana gelebilecek bir komplikasyon olarak değerlendirildiği, ATK raporu ve bilirkişi heyet raporunun birbiri ile aynı görüşte ve uyumlu olduğu, davalı hastane ve doktorun özen yükümlülüğüne aykırı davrandığına, teşhis ve tedavide hatalı uygulama yaptığına ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, davalı doktor ve hastane tarafından tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranıldığı, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği, somut uyuşmazlık bakımından kusursuz sorumluluk durumunun da mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Tam karar metni
Tam metni gösterTam metni gizle7 bin karakter
3. Hukuk Dairesi 2025/5674 E. , 2026/2790 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2221 E., 2025/974 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 1. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2019/112 E., 2022/279 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinden ...'ın dava dışı hastanede 08.01.2018 tarihinde 25 haftalık (prematüre) dünyaya geldiğini, bebeğin 1 ay 27 gün bu hastanede yenidoğan yoğun bakım ünitesinde kaldığını, müvekkillerinin bebeğin sürekli aynı kiloda kalması ve enfeksiyon kapması sebebiyle daha iyi şartlarda bakılmasını istediği için yaptıkları araştırmalar sonucu davalı hastaneye sevkini talep ettiklerini, burada durumun iyiye gittiğinin söylendiğini ancak 17.04.2018 tarihinde bebeğin koluna sargı yapıldığının fark edildiğini, sebebini sorduklarında kolunun kırık olduğunun ve bunun 16.04.2018 tarihinde görevli hemşire tarafından fark edildiğini söylediklerini, akabinde davalı doktor ile görüşüldüğünde 14.04.2018 tarihinde çekilen grafi ile kırığın tespit edildiğini, kırığın yeni değil 2 haftalık bir kırık olduğunu, 16.04.2018 tarihinde ise kolunun alçıya alındığını söylediklerini, kırığın iki hafta sonra fark edilmesi ve müvekkiline herhangi bir bilgi verilmemesi nedeniyle 19.04.2018 tarihinde bebeğin hastaneden çıkarıldığını, bu hastanedeki ilgili kişilerin ihmali davranışları sebebiyle bebeğin kolunun sürekli işlev kaybına uğradığını, hastaneye sevk esnasında böyle bir durum bulunmadığından mağdurun kolundaki kırığın davalı hastanede meydana geldiğini müvekkilerinin bu olay nedeniyle hem maddi hem de manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek; davacılardan ... için 1.000,00 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi, davacı anne ... için 25.000,00 TL, davacı baba ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı şirket vekili; hastaneye kabul edildiği sırada 2 aylık olan bebeğin kilosunun 1.550 gr olup genel durumunun son derece kötü olarak değerlendirildiğini, Uz. Dr. ... tarafından takip ve tedavisine başlandığını ve 44. günde şifa ile taburcu edildiğini, yoğun bakım ünitesinde bebeğin takibi yapılırken huzursuz hali olması ve sağ kolda şişlik varlığının saptanması üzerine radyolojik görüntüleme yapıldığını, sağ kolda kırık saptanması üzerine gerekli müdahale yapılarak aileye bilgi verildiğini, prematür bebeklerde gelişen bu tablonun doğru yönetildiğinde gelişim süreci üzerinde olumsuz bir etkisinin olmadığının ve sonraki dönemde herhangi bir işlev kaybına yol açmayacağının tıbben bilinen bir gerçek olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin yasal şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yargılama aşamasında üniversite öğretim görevlilerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan rapor ile ceza soruşturma dosyasında Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda; prematür bebekler ve düşük doğum tartılı bebeklerde, kas yapılarının tam gelişmemiş ve dokuların daha yeterli yapıda olmamasından dolayı basit bir pozisyon verme, damar yolu açma, beslenme süreci gibi durumlar sırasında kemik kırığı meydana gelebileceği, olayın tedavi sırasında tüm dikkat ve özen gösterilemesine rağmen meydana gelebilecek bir komplikasyon olarak değerlendirildiği, ATK raporu ve bilirkişi heyet raporunun birbiri ile aynı görüşte ve uyumlu olduğu, davalı hastane ve doktorun özen yükümlülüğüne aykırı davrandığına, teşhis ve tedavide hatalı uygulama yaptığına ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, davalı doktor ve hastane tarafından tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranıldığı, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği, somut uyuşmazlık bakımından kusursuz sorumluluk durumunun da mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan raporlarda dava konusu olayda davalı doktor ve davalı hastaneye atfı kabil bir kusur tespit edilmediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, davacıların, dava dilekçesi ile davalılar tarafından bilgilendirilmediklerini, kendilerinden imzalı aydınlatılmış onam formu alınmadığını ileri sürmedikleri, ön incelemenin tamamlanmasından sonraki bir aşamada bu iddianın ileri sürülmesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 141. maddesi uyarınca iddianın genişletilmesi kapsamında olup, davalı tarafından iddianın genişletilmesine açıkça muvafakat edilmediği ayrıca davacı tarafından ıslah da yapılmadığı gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; olayın gerçekleşmesinden iki hafta sonra davacı küçüğün kolunun şişmesi ile çekilen grafide kırığın tespit edildiğini, ancak hastanenin bu durumu müvekkillerine bildirmediğini, bu konuda aydınlatılmış hasta onam formu bulunmadığını, onam formunun yokluğunun kamu düzenine ilişkin bir husus olup ileri sürülmese dahi dikkate alınması gerektiğini, davalıların ihmali davranışları nedeniyle kırığın geç tespit edildiğini, davacı küçüğün olay nedeniyle kolunu tam olarak kullanamadığını, bebeğin kolunun kırıldığının zamanında fark edilmesi halinde maluliyet durumunun yaşanmayacağını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Hükme esas alınan raporların Yargıtay denetimine elverişli bulunduğu, basit yargılamaya tabi dava konusu uyuşmazlıkta dava dilekçesinde ileri sürülmeyen hususların sonradan ileri sürülmesinin iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğu, davacının ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 10.08.2020 tarihinde ortopedi polikliniğinde yapılan muayenesinde; sağ omuz-dirsek hareketlerinin doğal olduğunun, patolojik hareketi olmadığının, X-rayde sağ humerus+omuz ve dirsek eklem aralığının doğal olduğunun, hastada herhangi bir sekel mevcut olmadığının rapor edildiği, böylece tazminata hükmedilebilmesi için gerekli olan kusur, zarar ve illiyet bağı unsurlarının dava konusu olayda mevcut olmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2026/5767, K. 2026/3913Vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan zararın tazmini istemi – Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2026/5767 E., 2026/3913 K.
- YargıtayE. 2025/4519, K. 2026/3827Vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan zararın tazmini istemi – Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/4519 E., 2026/3827 K.
- YargıtayE. 2026/263, K. 2026/4068Vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan zararın tazmini istemi – Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2026/263 E., 2026/4068 K.
- YargıtayE. 2025/2686, K. 2026/3883Vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan zararın tazmini istemi – Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/2686 E., 2026/3883 K.
Örnek Dilekçeler
- Asliye Hukuk MahkemesiVekâlet Sözleşmesine Aykırılık Nedeniyle Tazminat Dava Dilekçesi (TBK m. 506)
- Tüketici MahkemesiTıbbi Hata (Hekim Sorumluluğu) Nedeniyle Tazminat Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiSözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Tazminat Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiMala Verilen Zarar Nedeniyle Tazminat Dava Dilekçesi (TBK m. 49)
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.