Kararın özeti
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kişisel ilişki kurulması uyuşmazlığına ilişkin bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “bozma” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: Vesayet altındaki ergin kısıtlı ile kardeşi (üçüncü kişi) arasında kişisel ilişki kurulması istemi. Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
TMK'nın 397. maddesi uyarınca, Sulh Hukuk Mahkemesi 'Vesayet Makamı' olarak tayin edilmiştir. Kısıtlının menfaatlerinin korunması ve şahsına ilişkin tüm tedbirlerin alınması münhasıran bu makamın görev alanındadır. Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca da vesayet altındaki ergin kişi ile kişisel ilişki kurulması talebini inceleme ve karara bağlama görevi aile mahkemelerine değil, kısıtlama kararını veren veya kısıtlının yerleşim yerindeki Vesayet Makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesine aittir. Bu itibarla, yerel mahkemece uyuşmazlığın çözümünde vesayet kararını veren Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken; işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Tam karar metni
Tam metni gösterTam metni gizle5 bin karakter
2. Hukuk Dairesi 2026/3240 E. , 2026/6481 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/545 E., 2025/2004 K.
DAVA TÜRÜ : Kişisel İlişki Kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çankırı Aile Mahkemesi
SAYISI : 2024/178 E., 2025/13 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından kişisel ilişkinin süresi ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, 17.03.1978 doğumlu kardeşi ergin kısıtlı ...'ın akıl hastalığı nedeniyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 405. maddesi uyarınca kısıtlandığını ve diğer kardeşleri olan davalı ...'in kısıtlıya vasi olarak atandığını; vasi olan davalı ...'in müvekkili ile kısıtlı kardeşinin görüşmesini haksız olarak engellediğini ileri sürerek, kısıtlı ile arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Yerel mahkemece (Aile Mahkemesince) davanın kabulü ile davacı ile kısıtlı kardeşi arasında belirli gün ve saatlerde kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir. Hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalı (vasi) vekilinin istinaf başvurusunun yargılama giderleri yönünden kabulü ile bu yönden esas hakkında yeniden hüküm tesisine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiş; bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, vesayet altındaki ergin kısıtlı ile kardeşi (üçüncü kişi) arasında kişisel ilişki kurulması istemine ilişkindir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden (re'sen) nazara alınması zorunludur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114/1-c maddesi uyarınca 'mahkemenin görevli olması' açıkça bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. Aynı kanunun 115/1. maddesi ise 'Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden gözetir. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler' hükmünü amirdir. Bu nedenle görev hususu, tarafların iradesine veya muvafakatine bırakılmamış emredici bir usul kuralıdır.
TMK’nın 325. maddesinde üçüncü kişilerin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı düzenlenmiş ise de; eldeki uyuşmazlık velayet altındaki bir küçüğe ilişkin olmayıp, TMK'nın 405. maddesi uyarınca akıl hastalığı sebebiyle kısıtlanarak vesayet altına alınmış olan 17.03.1978 doğumlu ergin bir kısıtlıya ilişkindir.
TMK’nın 447. maddesi uyarınca, ''Vasi, kısıtlanmış olan kişiyi korumak ve bütün kişisel işlerinde ona yardım etmekle yükümlüdür.''
TMK’nın 466. maddesi uyarınca, "Vesayet organları ve vesayet işleriyle görevlendirilmiş olan diğer kişiler, bu görevlerini yerine getirirken iyi bir yönetimin gerektirdiği özeni göstermekle yükümlüdür."
TMK’nın 487. maddesi uyarınca, "Vesayet Makamı, vesayet altındaki kişinin korunması için gerekli olan diğer önlemleri de almakla yükümlüdür."
Açıklanan hükümler dikkate alındığında vesayet altındaki ergin kısıtlının şahsına, bakımına ve üçüncü kişilerle hangi zamanlarda ve ne şekilde kişisel ilişki kurulacağına ilişkin düzenlemeler vesayet hukukunun konusunu oluşturmaktadır. Kısıtlının kimlerle, ne şekilde görüşeceği ve kişisel ilişki kuracağı hususu da bu koruyucu yardım, gözetim ve bakım kapsamındadır.
TMK'nın 397. maddesi uyarınca, Sulh Hukuk Mahkemesi 'Vesayet Makamı' olarak tayin edilmiştir. Kısıtlının menfaatlerinin korunması ve şahsına ilişkin tüm tedbirlerin alınması münhasıran bu makamın görev alanındadır. Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca da vesayet altındaki ergin kişi ile kişisel ilişki kurulması talebini inceleme ve karara bağlama görevi aile mahkemelerine değil, kısıtlama kararını veren veya kısıtlının yerleşim yerindeki Vesayet Makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesine aittir. Bu itibarla, yerel mahkemece uyuşmazlığın çözümünde vesayet kararını veren Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken; işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2026/4874, K. 2026/82344721 sayılı Kanun’un 405 inci maddesi uyarınca kısıtlanan kısıtlıya yeni vasi atanması istemi – Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2026/4874 E., 2026/8234 K.
- YargıtayE. 2025/9919, K. 2026/7387Kısıtlı adına boşanma davası: vasinin vesayet makamından husumete izin alması zorunludur
- YargıtayE. 2026/3434, K. 2026/54684721 sayılı Kanun’un 405 inci maddesi uyarınca kısıtlanan kısıtlının yerleşim yerinin değiştirilmesi istemi – Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2026/3434 E., 2026/5468 K.
- YargıtayE. 2026/85, K. 2026/26584721 sayılı Kanun’un 405 inci maddesi uyarınca kısıtlanan kısıtlının vesayet dosyasının takibi istemi – Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2026/85 E., 2026/2658 K.
Örnek Dilekçeler
- Sulh Hukuk MahkemesiKısıtlılığın Kaldırılması Talebi Dilekçesi (TMK m. 472)
- Sulh Hukuk MahkemesiKısıtlama ve Vasi Atanması Talebi Dilekçesi
- Sulh Hukuk MahkemesiVasinin Azli (Görevden Alınması) Talebi Dilekçesi (TMK m. 483)
- Sulh Hukuk MahkemesiVesayet Makamından İzin Talebi Dilekçesi (Kısıtlıya Ait Taşınmazın Satışı)
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.