Kararın özeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “bozma” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: Anonim şirket yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğu; birleşen alacak ve karşı genel kurul kararının iptali davaları. Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
ın da bulunmamakta olduğunu, yukarıda anılan nedenle davacının davada taraf olma ehliyeti ve sıfatı bulunmadığından davanın bu nedenle reddinin gerektiğini, öte yandan davacının davasına dayanak yaptığı davacı şirketin 05.04.2005 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağına dikkat edildiğinde görüleceği üzere şirketin hali hazır ortaklarının tümünün şirketin yönetim kurulunda yer almakta olduğunu, yine tutanağa göre şirketin tüm ortakları adına toplantıya TMSF'yi temsilen ... ... isimli kişinin katıldığını, aynı toplantıda, aynı temsilcinin bir önerge vererek o tarihte ortak konumundaki tüm yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilmesi ve kişisel sorumluluk miktarları üzerinden haklarında dava açılmasına karar verilmesinin istediğini ve bu yönde alınan kararın yine haklarında dava açılan kişiler adına kullandığı oy ile tasdik edildiğini, yukarıdaki durumun 6762 sayılı Kanun'un 374 üncü maddesinin birinci fıkrasına açık aykırılık teşkil ettiğini, çünkü anılan maddeye göre pay sahiplerinden hiç birinin, kendisi veya karı kocası, yahut usul ve furu ile şirket arasındaki şahsi bir işe veya davaya dair olan müzakerelerde rey hakkını kullanamayacağını, bu halde davacı tarafından dayanak yapılan 05.04.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınmış olan maddi sorumluluğa ilişkin kararın usulsüz ve yok hükmünde olduğunu, anılan nedenle de davacının taraf ehliyeti ile davacı olabilme sıfatına sahip olduğunun söylenemeyeceğini, davanın bu nedenle de reddi gerektiğini, davacı şirke
Tam karar metni
Metnin tamamı uzunluğu nedeniyle kısaltılmıştır; tamamı için kaynak bağlantısını kullanın.
Tam metni gösterTam metni gizle25 bin karakter
11. Hukuk Dairesi 2023/6904 E. , 2024/5801 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/521 Esas, 2023/166 Karar
HÜKÜM : Asıl, karşı ve birleşen davaların reddi
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/617 E. sayılı dosyası
Taraflar arasındaki anonim şirket yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin asıl; çalışanın ve ticari ilişki içinde olunan şirketin yöneticisinden alacağa ilişkin birleşen ve genel kurul kararının iptaline ilişkin karşı davada ise bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece asıl, birleşen ve karşı davaların reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.ASIL ve BİRLEŞEN DAVA 1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin ortaklarının temettü hariç ortaklık hakları ve şirket yönetimi ve denetiminin 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun (4389 sayılı Kanun) 15 inci maddesinin yedinci fıkrasının (a) bendi gereğince 01.08.2003 tarih ve 454 sayılı karar ile Fon tarafından devralındığını, şirketin kuruluşu itibariyle faaliyetinin İMKB ile yapmış olduğu veri yayın sözleşmesi gereğince temin ettiği borsa verileri ile diğer mali piyasaların ihtiyaç duyduğu finans bilgilerini temin etmek, elektronik ortamda müşterilerine transfer etmek olduğunu, davalılar ..., ... ve ...'in ... ... grubu şirketlerinden ......A.Ş. ile yapmış oldukları 19.06.2000 tarihli hisse devir ve satış sözleşmesi kapsamında ortaklık hisselerinin bir kısmını ......A.Ş'ye devrettiklerini, devir sonrası ...'nin hakim ortak konumuna geldiğini, bu şirketin devir aldığı hisseleri İktisat Bankası'ndan kullandığı kredi ile aldığını ve almış olduğu hisseleri rehin verdiğini, daha sonra kredinin ödenmemesi üzerine rehin alınan bu hisselerin İktisat Bankası'nın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nda (TMSF) olması ve alacağın tahsilinde yarar görülmesi üzerine şirketin yönetim ve denetiminin 01.08.2003 tarihli kararla Fon tarafından devralındığını, bu tarihten sonra mevcut yönetim ve denetim kurulu üyelerinin azliyle Fon'un atadığı yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerinin göreve geldiğini, yeni atanan denetim kurulunun yaptığı inceleme ve hazırlanan 19.09.2003, 02.10.2003, 09.10.2003, 24.10.2003 ve 31.10.2003 tarihli raporlar ile eski yönetim ve denetim kurulunun sorumluluk durumunu belirlediklerini, 06.10.2004 tarihli TMSF Birinci Tahsilat Dairesi Başkanlığına sunulan yazıda da bu raporlara atıflar yapılarak olaylar ve sorumluluk miktarlarının belirtildiğini ve bu kapsamda; davacı ile aynı grup şirketlerinden ... İletişim Sistemleri Bilgi Hiz. ve Yat. A.Ş arasında teknik danışmanlık, bakım, data hattı kiralamasını kapsayan ve davacının 28.500,00 USD + KDV ödemesini gerektiren sözleşmeye istinaden aynı hizmeti veren kuruluşlar ve nezdinde bir araştırma yapmadan rayicin çok üzerinde bir sözleşme miktarı ile ödeme yapıldığını, karşılığında hizmetin alınmadığını; yine müvekkiliyle Spor ve Çocuk Televizyon Reklamcılık ve Yapımcılık A.Ş. arasında 01.09.2000 tarihinde "VBI Satırı Kiralama Sözleşmesine" istinaden aylık 10.000,00 USD + KDV ödemesinin kararlaştırıldığını, ancak 16.08.2000 tarihli 9 sayılı yönetim kurulu kararında şirkete mali yük getirecek sözleşmelerin A ve B grubunun imza yetkilileri tarafından imzalaması gerekirken B ve C grubu yetkilisi ... ve ... tarafından imzaladığını, aynı hizmetlerin daha düşük ücretler ile alınabilecek iken araştırma yapılmadığını, hatta müvekkilinin teknik servis görevlilerinin yazılı beyanlarında hiçbir zaman anılan hizmeti almadıklarını ifade ettiklerini, Spor ve Çocuk Televizyon Reklamcılık ve Yapımcılık A.Ş.'nin 09.05.2005 tarihli yazısında hizmet verilmediğinin açıkça anlaşıldığını, hizmet alınmamasına rağmen anılan şirkete 27.10.2000 ve 29.01.2001'de ... ve birleşen davada davalı ... imzasıyla 70.000,00 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği; ... Hukuk Bürosu, Avukat ... YMM Bürosu ve ... ...'e toplam 154.381,00 USD karşılığı danışmanlık ücreti adı altında hizmet alınmadan para aktarıldığının anlaşıldığı; yine davacı nezdinde çalışmamasına rağmen ... ... şirketler topluluğu bünyesinde başka şirket çalışanlarının maaşlarının davacı şirketten ödendiğinin ve bu şekilde diğer grup şirketlerinin nakit sıkışıklıklarının aşılmaya çalışıldığı; şirketin 21.07.2000 tarihinde sermaye artışına gittiği, artırılan sermayenin 1/4'ünün 3 ay içinde kalanın ise 20.07.2003 tarihine kadar ödenmesine karar verildiği, bu sırada ... ve ...'ın Mart 2002 de ... Yatırım A.Ş.'yi TMSF'den devraldıkları ve davacının tarafı olduğu "İstanbul Altın Borsası Bilgi Yayın Sözleşmesinin" 13 üncü maddesi gereği ... ve ...'ın davacı hissellerini anlaşmalı olarak 20.12.2001'de davalı ...'e devrettikleri, dolayısıyla sermaye borcunun anılana geçtiği, ...'e sermaye koyma borcunu 20.07.2003'e kadar yerine getirmesi ihtarı üzerine bu paranın davacı şirketten muvazaalı şekilde çıkarılması için davalılar ... ve ...'ın genel müdür ve genel müdür yardımcısı sıfatlarıyla işlemler yapıldığı; bu kapsamda 17.04.2003'de ... A.Ş. temsilcisi ... ... ile CRM adlı programın yapımı için anlaşma yapıldığını, bu anlaşmanın da A grubu imza yetkisi olmadan B ve C gurubu imza yetkilisi genel müdür ... ve yardımcısı ... tarafından imzalandığını, anlaşmayı fiilen imzalayan ..., ... ve karşı tarafta ... ...'ün ... Yatırım A.Ş.'de birlikte yönetim kurulu üyesi olduklarını, anılan programın halen tam çalışır vaziyette olmadığını, kaldı ki yeterli altyapıya sahip müvekkili şirketin bu işi kendi bünyesinde halledebileceğini, bu kapsamda ... ...'e 125.250,00 TL ödendiğini, aynı gün bu bedelin ...'nın şahsi hesabına aktarıldığını; davacı şirketten ... ve ...'nın abisine ait olan dava dışı .....A.Ş. arasında 1.000 adet decoder alımı konusunda mutabakata varıldığını, bunun üzerine ...'in davacıya bir faksla 100,00 USD/adet fiyat verdiğini, ücretin yarısını siparişte avans diğer yarısını teslimde talep ettiğini, bu faks üzerine ... tarafından "uygundur" şerhi düşülmesiyle ... ve ... imzasıyla ... şirketine 45.000,00 USD karşılığı TL'nin EFT yapıldığını, bir gün sonra bu bedelin ...'nın şahsi hesabına "decoder avans iadesi" açıklamasıyla iade edildiğini, davacı ve birleşen davada davalı ...'nın sahibi olduğu .....Ltd.Şti. arasında 19.10.2001 tarihinde teknik destek ve danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda ... şirketinin iletişim hatlarının bakım ve onarımını taahhüt ettiğini, karşılığında her ay 10.000,00 USD karşılığında anlaşıldığını, şirkete mali yük getiren bu anlaşmanın da B ve C grubu imza yetkilileri ... ve mali işler müdürü ... tarafından imzalandığını, bir yıllık sözleşmenin 19.10.2002'de yine bir yıllık uzatıldığını ve aylık bedelin 12.500,00 USD'ye çıkarıldığını, uzayan yılın son üç aylık bedelinin peşin istenmesi üzerine bu üç aylık ödemenin henüz hizmet alınmadan peşin olarak yapıldığını, davacının bu tür bir hizmet almasının yersiz olduğunu zira kendi bünyesinde bu işi yapacak elemanları bulunduğunu, ödenen bu peşin bedelin de aynı gün ...'nın şahsi hesabına yatırıldığını, en son anılan bu üç işlem nedeniyle ..., ..., ..., ..., ... ... ve ... hakkında emniyeti suistimal suçlamasıyla Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/976 E. sayılı dosyasında dava açıldığını ve derdest olduğunu, ...'nın hesabında toplanan bu paraların sonraki birkaç gün içinde davalı ...'in hesabına gönderildiğini ve ...'in da davacı şirkete sermaye koyma borcunu ödediğini, müvekkili şirketin 19.07.2000 tarihinde tür değiştirerek limited şirketten anonim şirkete dönüştüğünü, 21.07.2000 tarihinde olağanüstü genel kurulda sermayenin artırıldığını, bu arttırımla sermayenin çok ciddi oranda arttığını ve .....A.Ş.'nin davacının en büyük hissedarı konumuna geldiğini, yukarıda anılan sürelerde artan sermaye taahhüdünü zamanında ödemeyen ......A.Ş. ve ... hakkında gerekli işlemlerin zamanında yapılmadığını ve şirketin bu yolla da mali kayıplara uğratıldığını; ..., ..., ... ve ...'in 19.06.2000'de hisselerini ......A.Ş.'ye devrettiklerini, adı geçenler ve diğer personel ... ile davacı şirket arasında 01.08.2000'den itibaren üç yıl geçerli süreli hizmet sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmelerden ... ile yapılanda davacıyı temsilen ... ve ... imzalarının olduğunu, ancak imza tarihinde ...'in yönetim kurulu üyesi olmadığını, ...'ın 16.08.2000'de yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, sözleşme asıllarının şirkette bulunmadığını ancak adı geçenlerin sunduğu fotokopilere göre aylık olarak ... ile 9.000,00 USD, ..., ... ve ...'dan her biriyle 6.000,00 USD, ... ile de 3.500,00 USD karşılığında anlaşıldığının görüldüğünü, adı geçenlerin 01.10.200 tarihinden 31.07.2003 tarihine kadar görevde kaldıklarını ve prim dahil tahakkuk eden tutar 1.224.000,00 USD olmasına rağmen bordroyla 698.851,00 USD ödeme yapıldığını, bu şahıslarında bakiye kısmı şirketten farklı yollarla alma yolunu denediklerini, bu kapsamda yukarıda anılan işlemleri yaptıklarını ve ... şirketine alınmayan bir hizmet karşılığında toplam 341.830,00 USD ödediklerini, davalılar ... ve ...'ın ortağı olduğu ... şirketiyle davacı şirket arasında 15.04.2002 tarihinde "Eutrade" isimli bir programın hazırlanıp ... şirketinin kullanımına sunulması ve üç yıl süreyle bakımının yapılması, bunun karşılığında bakım için aylık 800,00 USD, programın satımı için ise 10.000,00 USD karşılığında anlaşıldığını, bu anlaşmanın A grubu imza yetkisi olmaksızın ... tarafından imzalandığını, bu programın yapımı için ekstra eleman çalıştırıldığını ve hizmetin verildiğini, ancak ... tarafından bir ödeme yapılmadığını, ... ve ...'ın aynı dönemlerde hisselerini devraldıkları ... şirketinin bu programa ihtiyacını bildiklerini, kendi şirket ihtiyaçlarını bu yolla davacı şirket üzerinden karşıladıklarını; yine ... şirketiyle 01.05.2002 tarihinde ekran kullanıcı sözleşmesi imzalandığını, buna göre 100 adet üzerindeki ekran kullanımlarından ücret alınmayacağının kararlaştırıldığını, fiiliyatta 165 adet ekran kullanan ... şirketinden 65 adet ekranın ücretinin alınmadığını, kaldı ki alınan ekran ücretinin de piyasaya satılandan çok altta olduğunu, davacı şirket zararına işlem yapıldığını; piyasaya hizmet bedeli karşılığında tahsis edilen Euro-Jawa isimli programın da ... şirketine bedelsiz olarak tahsis edildiğini, bu hizmet karşılığında davacı şirket tarafından internet hizmet servisi sağlayıcısına bir bedel ödenirken karşılık alınmaksızın ... şirketine tahsisinin şirket zararına olduğunu, sunulan bu raporlar ışında 05.04.2005 tarihinde 2003 yılı için yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararlarla 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ilişkin genel kurullarda alınan ibra kararlarının şirketin mali tablolarının gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle kaldırılmasına, 2000, 2001, 20002 ve 2003 yıllarına ilişkin anılan olaylar nedeniyle sorumlu yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında eldeki davanın açılmasına kararının alındığını, yönetim ve denetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi olduğunu ve anılan zarardan sorumluluklarının gerektiğini ileri sürerek, davalılardan şimdilik 250.000,00 TL'nin zarar tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasının ilan ettiği reeskont faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, daha sonra davasını davalı ... 188.250,00 TL'sinden ... ise tamamından sorumlu olmak üzere 318.250,00 TL'ye ıslah etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin eski mali işler müdürü olan davalı ...'in özen ve sadakat yükümüne aykırı bir yaklaşımla haklarında sorumluluk davaları açılan eski yönetim kurulu üyesi, genel müdür ve genel müdür yardımcısı sıfatları bulunan ... ve ...'ın sahibi ve yöneticisi oldukları ... Yatırım Menkul Değerler A.Ş.'ye müvekkili şirketin olanaklarını bedelsiz ya da çok düşük bedelle aktarmak, ayrıca hissedar ve eski yönetim kurulu üyesi ...'in sermaye koyma (apel) borcunu kapatma amacıyla, ... İletişim Ltd.Şti'ye henüz alınmamış hizmet karşılığı gibi ödeme yapmak suretiyle, adı geçen dava dışı eski yöneticiler ve diğer davalı ... Kinci ile birlikte, aralarındaki hileli anlaşmaya dayalı olarak şirketi zarara uğratmaları nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 100.000,00 TL'lik zararını (davalı ... 60.000,00 YTL'lik bölümünden sorumlu olmak üzere), her bir işlem tarihinden başlayarak işleyecek T. C. Merkez Bankası avans faiz oranındaki faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. ASIL VE BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP ile KARŞI DAVA 1.Bir kısım davalılar ..., ..., ... vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde, müvekkillerinden ...'ın %20, ...'ın %10, ...'in %7,5 oranında davacı şirketin kurucu ortakları olduğunu, şirketin satışı için anonim şirkete dönüştürüldüğünü, devir sonrası şirketin tüm mali ve idari işleyişinin ... ... grubunda bulunduğunu, davacı şirkete atanan yöneticilerinin niyet ve kasıtları çerçevesinde davanın değerlendirilmesi gerektiğini, davacının dava açma koşullarından olan taraf ehliyeti ve dava açma sıfatı bulunmadığını, davanın TMSF tarafından davacı şirketin ortaklarının temettü hariç ortaklık haklarının devir alınmasına ilişkin 01.08.2003 tarihli karara dayalı olarak atanan yönetici ve denetçiler tarafından açıldığını, TMSF tarafından alınan 01.08.2003 tarihli kararın muhteviyatı ve çerçevesinin belli olduğunu, buna göre davacı şirket ortaklarının, davacı şirkette sahip oldukları hisselerin mülkiyetlerinin TMSF'ye devir ve temlik edilmediğini, bu halde sadece şirketin yönetimi bakımından alınan karara dayalı olarak işlem yapma hakları bulunan TMSF tarafından atanan yönetici ve denetçilerin genel kurulu toplantıya davet, genel kurul toplantısında halihazırda pay mülkiyeti devir ve temlik edilmediğini, müvekkilini temsil ile onun adına oy kullanma konusunda yetkileri olmadığı gibi, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 341 inci maddesi gereği şirket idare meclisi üyelerine dava açma haklarının da bulunmamakta olduğunu, yukarıda anılan nedenle davacının davada taraf olma ehliyeti ve sıfatı bulunmadığından davanın bu nedenle reddinin gerektiğini, öte yandan davacının davasına dayanak yaptığı davacı şirketin 05.04.2005 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağına dikkat edildiğinde görüleceği üzere şirketin hali hazır ortaklarının tümünün şirketin yönetim kurulunda yer almakta olduğunu, yine tutanağa göre şirketin tüm ortakları adına toplantıya TMSF'yi temsilen ... ... isimli kişinin katıldığını, aynı toplantıda, aynı temsilcinin bir önerge vererek o tarihte ortak konumundaki tüm yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilmesi ve kişisel sorumluluk miktarları üzerinden haklarında dava açılmasına karar verilmesinin istediğini ve bu yönde alınan kararın yine haklarında dava açılan kişiler adına kullandığı oy ile tasdik edildiğini, yukarıdaki durumun 6762 sayılı Kanun'un 374 üncü maddesinin birinci fıkrasına açık aykırılık teşkil ettiğini, çünkü anılan maddeye göre pay sahiplerinden hiç birinin, kendisi veya karı kocası, yahut usul ve furu ile şirket arasındaki şahsi bir işe veya davaya dair olan müzakerelerde rey hakkını kullanamayacağını, bu halde davacı tarafından dayanak yapılan 05.04.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınmış olan maddi sorumluluğa ilişkin kararın usulsüz ve yok hükmünde olduğunu, anılan nedenle de davacının taraf ehliyeti ile davacı olabilme sıfatına sahip olduğunun söylenemeyeceğini, davanın bu nedenle de reddi gerektiğini, davacı şirketin 6762 sayılı Kanun'un 340 ıncı maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 309 uncu maddesi gereğince zamanaşımı süreleri geçirildikten sonra dava açtığını, keza zamanaşımı sürelerinin başlangıcı açısından, denetçiler tarafından hazırlanan rapor tarihinin değil, iddia olunan olayın vukuu tarihinin dikkate alınması gerektiğini, çünkü davacının o tarihte aynı zamanda idare meclisi azası olan kişileri temsilen oy hakkını kullandığına göre ve muamelenin yapıldığı tarihte de aynı sıfata sahip olduğuna göre zarar doğuran olayın, olayın vukuu tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiğini, açıklanan nedenle zamanaşımı nedeni ile de davanın reddinin gerektiğini, müvekkillerinin vazife yaptıkları dönemler ile alakalı olmak üzere, şirketin 2000 yılındaki faaliyetlerine ilişkin ortaklar genel kurulunun 24.05.2001 tarihinde, şirketin 2001 yılındaki faaliyetlerine ilişkin ortaklar genel kurulunun 19.04.2002 tarihinde, şirketin 2002 yılındaki faaliyetlerine ilişkin ortaklar genel kurulunun 20.05.2003 tarihinde yapıldığını, bu toplantılarda şirketin faaliyet ve denetim raporlarının okunduğunu, bilanço/bilanço dip notları kar ve zarar cetvellerinin tartışıldığını ve yapılan görüşmeler neticesinde şirket tarafından söz konusu dönemlerdeki işlemlerin hukuka ve ortaklık açısından isin gereğine uygun olduğu görülerek, ilgili dönemle ilgili faaliyetleri nedeni ile onları sorumlu tutmayacağını beyan ederek müvekkillerinin anılan dönemlere ilişkin ibra edildiğini, ibra kararlarının yer aldığı genel kurulların iptali söz konusu edilmediğinden ve 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesi gereğince üç aylık hak düşürücü süre geçmiş olduğundan anılan genel kurullar ve bu toplantılarda alınan kararların kesin ve davacı şirketi bağlayıcı olduğunu, keza gerek öğreti ve gerekse uygulamada geçmiş yıllara ait genel kurullarda verilmiş bulunan ibra kararlarının, yeni yapılan bir genel kurul ile kaldırılmasının 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesi anlamında genel dürüstlük kurallarına aykırı bulunduğundan, bu yolla da müvekkillerinin sorumlulukları cihetine gidilmesinin mümkün olmadığını, anılan nedenlerle alınmış bulunan ibra kararları doğrultusunda davacının müvekkilleri aleyhine dava açma olanağı bulunmadığını, davacının davasını 6762 sayılı Kanun'un 336 ve 342 nci maddelerinden yola çıkarak açtığına göre müvekkillerine sorumluluk tevcih ettikleri işlemlerden şirketin zarara uğradığının kanıtlanması gerektiğini, öncelikle, haksız olduğu iddia olunan menfaati edinen kişinin dava edilmesi, bu mümkün olmaz ise, müvekkillerinin dava edilmesi gerektiğini, diğer yandan davada söz konusu edilen sözleşme ve işlemlerin günün ticari gereklerine uygun olarak yapıldığını, bu iş ve işlemlerin üzerinden 5 yıl geçtikten sonra, özellikle yapılan işlemlerin yapıldığı tarihteki koşullar üzerinden değerlendirme yapılmaksızın olayı bu günün koşullarına göre değerlendirerek zararlandırıcı işlem yapıldığı gerekçe ve düşüncesi ile müvekkilleri aleyhine sorumluluk davası açılmasının zarar kavramının mantığına ve hakkaniyete uygun olmadığını, şirket bilançosunda şirketin zarar ettiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığını, bu nedenle kötü yönetim ve/veya kusur ve/veya ihmal nedeni ile şirketin zarar ettiği iddiasının havada kaldığını, bu davaya dayanak yapılan 05.04.2005 tarihli genel kurul kararının iptalinin gerektiğini ileri sürerek asıl davanın reddine ve karşı davalarının kabulü ile 05.04.2005 tarihli genel kurul toplantısının iptaline karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; müvekkilinin Holding ve davacı ...Ş.'nin de dahil olduğu bağlı şirketleri kapsamak üzere 01.03.2000 tarihinde işe başladığını, 28.02.2001 tarihinde de karşılıklı ibralaşma ile işten ayrıldığını, müvekkilinin çalışma dönemi itibariyle, bir zarar ve bu zarara sebebiyet veren bir kusur ya da bir ihmalinin söz konusu olmadığını, bir yıllık çalışma dönemine ilişkin olarak yapılan genel kurulda 6762 sayılı Kanun'un 380 inci maddesine göre de müvekkilinin ibra edildiğini, sonraki genel kurulla kesinleşen ibranın ortadan kaldırılamayacağını, müvekkilinin bu karardan dava dilekçesinin kendisine tebliği üzerine haberdar olduğunu, 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesinin üçüncü fıkrasına dayanarak açtıkları karşı davanın süresinde olduğunu ileri sürerek asıl davanın reddine ve karşı davada asıl davaya dayanak 05.04.2005 tarihli genel kurulda alınan ve müvekkili hakkında ki evvelki ibrayı kaldıran 6 nolu karar ile sorumluluk davacı açılmasına dair 7 nolu kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davalı ..., ... ve ... vekili tarafından verilen cevap ve karşı dava dilekçesinde; davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, müvekkillerinden ...'in 2000 yılında 24 gün, ...'ın 2000 yılında 3 ay 24 gün, ...'nun ise 2000 yılında 11 gün, 2001 yılında 22 gün olmak üzer çok kısa sürelerle yönetim kurulu üyeliği yaptıklarını, 6762 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesine göre zamanaşımı sürelerinin her halükarda dolduğunu, davacı şirketin denetçilerinin dava açma hakkı olmadığını, genel kurul kararından itibaren 1 aylık süre içinde davanın açılmadığını, yönetim kurulu kararı ile genel kurulca alınan ibranın ortadan kaldırılmasının mümkün olamayacağını ileri sürerek asıl davanın açıklanan gerekçelerle, öncelikle zamanaşımı ve aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmesini, karşı davada ise 05.04.2005 tarihli genel kurulda alınan 6 ve 7 nolu kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2001 ve 2002 hesap dönemlerine ilişkin genel kurullarda oybirliği ile ibra edildiğini, genel kurullar aleyhine 3 ay içinde iptal davası açılmadığını, varlığı iddia edilen işlemlerle müvekkilinin işlemleri arasında illiyet bağı kurulmadığını, dava konusu işlemlerin hiç birinde müvekkilinin tasarrufu ve imzasının bulunmadığını, müvekkilinin genel kurullarca ibra edildiğini, davacının, müvekkilinin sebep olduğu somut bir zarar tespit edemediğini afaki ifadelerle müvekkilini sorumlu tutmaya çalışıldığını, sonuç olara usuli itiraz ve taleplerinin kabulü ile gerekli kararlar oluşturularak, zaman aşımı yönünden itirazlarının kabulü ile, dayanaktan yoksun ve geçmiş ibraların geçerli olması nedeni ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin 2000 yılı genel kurulunun 24.05.2001 tarihinde, 2001 yılı genel kurulunun 19.04.2002 tarihinde, 2002 yılı genel kurulunun 20.05.2003 tarihinde yapıldığını, bu işlemlerin yapıldığı tarihten itibaren 2 ve 5 senelik zamanaşımı süresi içerisinde dava açılmaması nedeniyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin 56 gün süren yönetim kurulu başkanlığı görevi süresince geçmiş faaliyet dönerlerindeki yönetim kurullarının ibra edilmesi ve bu kadar kısa sürede şirketin geçmiş dönemde yapılan işlemlerinin tetkikinin fiilen mümkün olmaması karşısında sorumlu tutulmasının hukukun genel kurallarına ve iyi niyet kurullarına aykırılık oluşturacağını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
6. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin iddia edilen zararlarına sebebiyet veren işlemlerden ötürü 6762 sayılı Kanun'un 340 ıncı maddesi delaleti ile 309 uncu maddesine göre, bu işlemlerin yapıldığı tarihten itibaren 2 ve 5 senelik zamanaşımı süresi içerisinde dava açılması gerekirken davacı şirketin bu süreler geçtikten sonra dava açtığını, bu durumda davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, 6762 sayılı Kanun yönünden yönetim kurulunun ortaklığın organı olup, üyelerin organ görevlisi oldup, şirket namına yapmış oldukları mukavele ve muamelelerden dolayı şahsen sorumlu olmamalarının 6762 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin aynı maddenin 1 ve 5 nolu bentlerindeki sorumluluklarının ise, devredilemeyen münhasır sorumluluklar olup 5 inci bentteki sorumluluğun, ferdi sorumluluk olup devredilebilen sorumluluklardan olduğunu, bu hususun kusur sorumluluğu ilkesinin bir sonucu olduğunu, ayrıca 6762 sayılı Kanun'un 319 uncu maddesi gereği esas mukavelenin verdiği yetkiye dayanılarak, yönetim ve temsil hakkı üyeler arasında taksim edilmiş veya bir gruba bırakılmış ise, her üye veya grubun kendi görevli olduğu hususlardan sorumlu olduğunu, dolayısıyla murahhas üyelerin kendilerine bırakılan alanlardaki yönetim haklarının bağımsız hamili olup, sorumluluğun kendilerine ait olduğunu, davacının imza sirkülerinde faaliyetlerle ilgili yetkilerin A, B vs gruplandırılmış olduğunu, örneğin pek çok işlemin yönetim kurulu başkanı imzasına bağlandığını, şirketin eski hakim 2000 yılından itibaren ise azınlık ortaklarından olan ..., ... ve diğerlerinin şirketin hem yönetim kurulu üyesi hem genel müdür ve genel müdür yardımcıları olmaları nedeni ile bu şahısların murahhas üyeler olarak adlandırılması gerektiğini, kusurlu sorumluluk prensibinin kabul edildiğini, dolayısıyla yönetim kurulu üyesinin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu bir hareketinin kendisine isnat edilmesi gerektiğini, olayda oluştuğu iddia edilen zarardan illiyet bağı bulunmadığından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, ayrıca 6762 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesi yönetim kurulu üyelerinin müteselsil sorumluluklarından bahsetmekte ise de aynı Kanun'un 338 inci maddesinde kusurlu olmadığını ispat eden üyenin müteselsil sorumluluğa dahil olmayacağının düzenlediğini, 6762 sayılı Kanun'un 337 nci maddesi ile de yeni tayin edil
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2025/1691, K. 2025/6867Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemi – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/1691 E., 2025/6867 K.
- YargıtayE. 2025/6031, K. 2026/1523Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/6031 E., 2026/1523 K.
- YargıtayE. 2023/4066, K. 2024/5928Şirket yöneticilerinin sorumlulukları nedenine dayalı tazminat istemi (yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu) – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4066 E., 2024/5928 K.
- YargıtayE. 2025/4333, K. 2025/7187Anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan kaynaklı zararın tazmini istemi – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/4333 E., 2025/7187 K.
Örnek Dilekçeler
- Asliye Ticaret MahkemesiÖzel Denetçi Atanması Dava Dilekçesi
- Asliye Ticaret MahkemesiŞirketin Haklı Sebeple Feshi Dava Dilekçesi
- Asliye Ticaret MahkemesiAnonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali Dava Dilekçesi
- Asliye Ticaret MahkemesiGenel Kurulu Toplantıya Çağırma İzni Talebi
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.