Kararın özeti
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “bozma” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: FETÖ ile iltisak ve irtibat gerekçesiyle meslekten çıkarmaya ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu kararının iptali istemi. Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: "Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar. ..."
Tam karar metni
Metnin tamamı uzunluğu nedeniyle kısaltılmıştır; tamamı için kaynak bağlantısını kullanın.
Tam metni gösterTam metni gizle25 bin karakter
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/714 E. , 2025/1919 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/714
Karar No : 2025/1919
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/10/2022 tarih ve E:2019/2701, K:2022/7427 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/10/2022 tarih ve E:2019/2701, K:2022/7427 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının birleştirme talebi yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı yönünden yapılan değerlendirmede;
Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlikte delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve UYAP ortamında yapılan incelemede bu kararın kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden; Yargıda Birlik Platformu olarak yaptıkları faaliyetlerde davacının kendileriyle hareket etmediği, örgütün desteklediği bağımsızlar grubuyla hareket ettiği, bunun dışında davacının örgütsel faaliyetleri hakkında bilgisinin bulunmadığı belirtilmek suretiyle kişisel tahmin ve kanaate dayalı beyanda bulunulduğu, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunduğuna ilişkin açık, net, görgüye ve somut bilgilere dayalı bir beyanda bulunulmadığından tanık beyanının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Unvanlı görev yönünden; davacının Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak atanmasının ve Bursa 1 No'lu TMK Hakimliğinde görevlendirilmesinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle, örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla yapıldığına ilişkin davalı iddiası başkaca bir delille desteklenmediğinden bu hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıya 2013 yılı teftiş notu olarak 81 (beklenenin üstünde) puan verilmesi yönünden; davacıya örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle 81 puan verildiğine dair iddianın soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olduğu, somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği,
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden; davalı idarece davacının FETÖ ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan internet sitelerine giriş yapmasının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, sadece bu sitelere giriş yapılmış olmasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı,
Sosyal medya paylaşımı yönünden; savunma dilekçeleri ekinde yer alan sosyal medya paylaşımında davacının kendi atamalarından bahsederek en son yapılan atamasına ilişkin kendi kişisel fikirlerini eleştirel bir bakış açısıyla ifade ettiğinin görüldüğü, FETÖ/PDY terör örgütünü öven/destekleyen herhangi bir ifadeye rastlanmadığı, davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatının göstergesi olan başkaca bir ifade ve bilgi de bulunmadığından söz konusu paylaşımın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
HTS kayıtları yönünden; davalı idarece, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları isnadıyla işlem yapılan çok sayıda kişiyle yoğun görüşmeleri olduğunun tespit edildiğinden bahsedilmiş ve bu durum davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu tespite ilişkin herhangi bir rapor, bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulmadığı; bunun yanında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 18/12/2018 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında yer alan "...Her ne kadar şüphelinin, haklarında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturmalar yapılan başka şüpheliler ile yukarıda açıklanan şekilde iletişimleri tespit olunmuşsa da, söz konusu görüşme içerikleri tespit olunamadığından soruşturma konusu ile ilgili suç tespiti yapılamadığı anlaşılmıştır.." yönündeki tespit ve değerlendirmeler de dikkate alındığında, HTS kayıtlarından tespit edilen hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili şikayet bilgisi yönünden; davacı hakkındaki şikayetlerin işleme konulmaması hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına karar verildiğinden söz konusu şikayet bilgilerinin davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden; Dairelerince verilen 17/03/2022 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyası dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin bilgi ve belgelerin neler olduğunun ortaya konulmadığı ve anılan dosyada Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Öte yandan, davalı idare tarafından aralarında davacının da bulunduğu bir kısım hakim ve savcıların FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak çeşitli terör örgütleri ile organize suç örgütlerine veya uyuşturucu ve kaçakçılık gibi suçların işlendiği iddialarını içeren kolluk talepleri üzerine verdikleri önleme dinlemesi kararları ile bir kısım kamu görevlileri, siyasi parti temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları mensuplarının iletişimlerinin usul ve yasaya aykırı olarak tespit edilmesine, dinlenmesine ve kayda alınmasına sebebiyet verdikleri iddiasıyla yapılan soruşturma neticesinde Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarılmış olmasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de; Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla söz konusu meslekten çıkarma kararının henüz kesinleşmediği dikkate alındığında, süreç tamamlandığında davacı hakkında verilen disiplin cezasının kendi mevzuatına göre değerlendireceğinden söz konusu hususun bu aşamada davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Sosyal çevre bilgisi yönünden; Dairelerinin 17/03/2022 tarihli ara kararı ile davalı idareye davacı hakkındaki sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece verilen cevapta bu bilgi ve belgelerin gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgi olduğu belirtilmiş ise de anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığı, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer alan açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 17/03/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı,
Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği,
Öte yandan, davalı idarece davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının gerekçesiz şekilde reddedildiği, dava konusu işlem bir disiplin işlemi olmadığından hukuki denetiminin disiplin işlemi kapsamında yapılmaması gerektiği, davacının hâkimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmadığı yönünde yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, Dairenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda verdiği bir kısım ret ve iptal kararlarının gerekçeleri arasında ciddi çelişkiler bulunduğu, tanık A.Ş.’nin davacı hakkındaki FETÖ’nün desteklediği bağımsızlar grubu ile hareket ettiği yönündeki beyanı, davacı hakkında usulsüz önleme dinlemesi kararları verdiği iddiasına ilişkin olarak kovuşturma izni verilmesi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı yargı mensuplarının Adalet Bakanlığı ve HSYK’da etkin oldukları dönemde davacının Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına atanması ve Bursa 1 Nolu TMK Hâkimliğinde görevlendirilmiş olması ve sicil notu olarak yüksek puan (81 puan) verilmesi, davacıdan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucunda düzenlenen raporda FETÖ ile iltisaklı internet sitelerine giriş kalıntılarının bulunduğunun tespit edilmesi, davacının FETÖ/PDY terör örgütü eksenli sosyal medya paylaşımları ile cep telefonuna ait HTS kayıtlarının incelenmesi sonucunda haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları isnadıyla işlem yapılan çok sayıda kişiyle yoğun görüşmeleri olduğunun tespit edilmesi ile davacı hakkındaki FETÖ/PDY iddiasını içeren ihbarlar birlikte değerlendirildiğinde Kurul kanaatinin davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı ve/veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan başlatılan adli süreç mahkûmiyet dışında bir kararla sonuçlanmış ise de dava konusu işlem "üyelik" değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmediği, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ve/veya irtibatlı olup olmadığına dair uyuşmazlığın dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler incelenerek ve resen araştırma ilkesi uyarınca gerekli araştırmalar yapılarak sonuçlandırılması gerektiği, Anayasa Mahkemesince FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde “sempati” ve “iltisakı” aşan eylemlerin dikkate alınması gerektiğinin Yargıtay kararlarına da atıf yapılarak örnekleriyle açıklandığı, bu tespitin mefhumu muhalifinden Dairenin sadece “sempati" ve "iltisak” hâlini yeterli görmesi gerekirken davacıya isnat edilen eylemlerin “sempati" ve "iltisakı” aşıp aşmadığı manasına gelen bir değerlendirme yapmak suretiyle Anayasa Mahkemesinin içtihadından ayrıştığı, Dairece davacı hakkında meslekten çıkarma işlemine yeterli somut tespitlerin göz ardı edildiği, meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte (Genel Kurul kararı ve Genel Kurul kararlarına karşı yapılan yeniden inceleme süreci) Kurulca yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, dava dilekçesinde parasal hak isteminde bulunulmadığı halde Dairece talebe bağlı kalınmayarak hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmadığı gibi 667 sayılı KHK ve 6749 sayılı Kanun uyarınca meslekten çıkarılan yargı mensuplarının 685 sayılı KHK kapsamında Danıştayda açtıkları davalardaki parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz taleplerinin yasal dayanaktan da yoksun olduğu, 685 sayılı KHK ile ilgililere tam yargı davası açma hakkı tanınmadığı ve bu istemler yönünden yargı yolu kapalı olduğundan inceleme yapılamayacağı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, hakkındaki takipsizlik kararında salt üyelik değil irtibat ve iltisakın da olmadığı hususunun açıkça belirlendiği, gerek Yargıtay 16. Ceza Dairesinin içtihatlarında ve gerekse Anayasa Mahkemesinin güncel kararlarında artık hiçbir anlam ifade etmediği belirtilen HSK seçimleriyle ilgili olarak doğru olmayan bir tanık beyanının dosyaya eklenmesinin ve buna itibar edilmesinin istenmesinin hukuki bir tutum olmadığı, kaldı ki ihraç kararının alındığı tarihte bu tanık ifadesinin mevcut olmadığı, tanıkla arasında şahsi husumet bulunduğu, tanığın beyanına itibar edilip edilmeyeceğinin değerlendirilebilmesi için tanığın da FETÖ ile ilişkilerinin araştırılması gerektiği; davalı idarece önleme dinlemeleriyle ilgili olarak hakkında meslekten çıkarma cezası verildiği belirtilmiş ise de bu karara yönelik itirazı sonucunda "disiplin yönünden bir karar verilmek üzere kovuşturma sonucunun beklenilmesine" karar verildiğinden bu soruşturma kapsamında verilmiş bir meslekten çıkarma kararı bulunmadığı, bu soruşturma dosyası içerisinde FETÖ ile irtibat ve iltisak hususunda hiçbir yeni veri, iddia, bilgi ve belge de bulunmadığı, dosyaya sunulan şikayetler HSK tarafından işleme konulmadığı gibi iki şikayetin FETÖ ile hiçbir ilgisinin de bulunmadığı, 2008 yılı yaz kararnamesiyle Simav Hâkimliğinden Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak atandığında FETÖ'nün etkin olduğu HSYK’nın değil 7 kişiden oluşan eski HSYK’nın iş başında olduğu, bu atamanın talebi dışında sicil durumundan gerçekleşen ve şahsını ve ailesini son derece mağdur eden bir atama olduğu, 2012 yılı Temmuz ayında çıkarılan yetki kararnamesiyle talebi olmaksızın Bursa 1 No’lu TMK Hâkimliğinde yetkilendirilmesinin ise askerlik geçmişi ve mesleki tecrübelerine istinaden tamamen liyakate dayalı olduğu ve örgütsel hiçbir yönünün bulunmadığı; 2013 yılı teftişinde kendisine 81 sicil notu veren müfettişi tanımadığı ve bu notun kendisi açısından düşük dahi olduğu; dijital materyaller üzerinde yapılan incelemenin eksik ve tek yönlü olduğu, davalı idarece “FETÖ/PDY Örgütü eksenli” olduğu belirtilen “Adalet.org” isimli internet sitesindeki yazının 2015 yılı yaz kararnamesiyle haksız bir tayinle Bursa’dan İstanbul’a gönderilmesi üzerine fişleme yapanlara yönelik bir isyan yazısı olduğu, hiçbir yönden FETÖ eksenli olmadığı, HTS kayıtlarında adı geçenlerin örgüt yöneticisi, yargı imamı ya da çatı davasında yargılanan kişiler arasında bulunmadığı, Daire kararının usule, yasaya, dosyadaki delillere, Anayasa'da belirlenen hakimlik teminatına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 21/02/2024, 24/03/2025 tarihli ara kararlarına davalı idarece, 10/07/2025 tarihli ara kararına davacı tarafından verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.
Bunun yanı sıra, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin E:... sayılı soruşturma dosyasında yer alan; "FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte eylemlerde bulundukları, bu kapsamda; çeşitli terör örgütleri ile organize suç örgütlerine veya uyuşturucu ve kaçakçılık gibi suçların işlendiği şeklinde iddialar içeren kolluk talepleri üzerine verdikleri önleme dinlemesi kararları ile bir kısım kamu görevlileri, siyasi parti temsilcileri ve sivil toplum kuruluşu mensuplarının iletişimlerinin usul ve yasaya aykırı olarak tespit edilmesine, dinlenmesine ve kayda alınmasına sebebiyet verdikleri" şeklindeki iddiaya ilişkin olarak anılan Dairenin ... tarih ve ... sayılı kararı ile, "......,... haklarında iddia olunan eylemler nedeniyle kovuşturma yapılması gerekli görüldüğünden kovuşturma izni verilmesine, düzenlenecek iddianame ile birlikte ... Ağır Ceza Mahkemesine verilmek üzere soruşturma evrakının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ve ilgililere isnat olunan eyleme ilişkin soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda, dosya içerisindeki bilgi, belge ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, isnat olunan fiilin, hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sabit görülmekle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince ayrı ayrı meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmalarına..." karar verilmiş, karara yönelik yapılan yeniden inceleme talebi aynı Dairenin ... tarih ve ... karar sayılı kararı ile reddedilmiş, davacının bu karara yönelik itirazı üzerine Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulunca ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla davacının itirazı ile ilgili olarak bir karar verilmek üzere davacı hakkındaki kovuşturma sonucunun beklenmesi yönünde karar alınmıştır.
Anılan kovuşturma neticesinde ise, Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, kamu görevlisinin sahteciliği suçları yönünden davacının kastının bulunduğuna ilişkin mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden davacı hakkında beraat karar verilmiş ve bu karar 25/06/2025 tarihinde kesinleşmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT : 1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gel
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- DanıştayE. 2025/2962, K. 2025/10668667 sayılı KHK uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisak gerekçesiyle meslekten çıkarmaya ilişkin HSK Genel Kurulu kararlarının iptali istemi – Danıştay 5. Daire, 2025/2962 E., 2025/10668 K.
- DanıştayE. 2025/5973, K. 2026/1099667 sayılı KHK uyarınca meslekten çıkarmaya ilişkin HSK Genel Kurulu kararına karşı yeniden inceleme talebinin reddinin iptali istemi – Danıştay 5. Daire, 2025/5973 E., 2026/1099 K.
- DanıştayE. 2026/679, K. 2026/1468Hizmet kusuru ve tam yargı – Danıştay 5. Daire, 2026/679 E., 2026/1468 K.
- DanıştayE. 2023/6429, K. 2025/8795Dayanak kanun hükmünün iptali üzerine KHK ile ihraç edilen davacının doçentlik unvanı verilmesi başvurusunun reddinin iptali istemi – Danıştay 8. Daire, 2023/6429 E., 2025/8795 K.
Örnek Dilekçeler
- Sulh Ceza Hâkimliğiİdari Para Cezasına İtiraz Dilekçesi (Kabahatler Kanunu m. 27)
- İdare Mahkemesiİdari İşlemin İptali Dava Dilekçesi (Yürütmenin Durdurulması Talepli)
- Kamu Kurumu ve Bilgi Edinme Değerlendirme KuruluBilgi Edinme Başvurusu ve Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu'na İtiraz Dilekçesi (4982 m. 11, 13)
- İdare MahkemesiGiriş Yasağı İşlemine Karşı İptal Dava Dilekçesi (Yürütmenin Durdurulması Talepli)
Hukuk Rehberi
- 5 dk okumaKamu Görevlisinin Hukuki Sorumluluğu ve İdarenin Rücu Hakkı
- 5 dk okumaİdari Para Cezalarına İtiraz: Sulh Ceza Hâkimliği mi, İdare Mahkemesi mi?
- 5 dk okumaYürütmenin Durdurulması Nedir? Şartları, Teminat ve İtiraz
- 5 dk okumaBelediye Hizmet Kusuru ve Tazminat Davası: Süre, Başvuru ve İspat
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.