Kararın özeti
Danıştay 10. Daire bu kararda uyuşmazlığı incelemiştir. Kararın konusu: HPV aşılarının Ulusal Aşı Programına alınması başvurusunun zımnen reddine karşı iptal davası. Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinde, ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, istemin reddi veya zımnen reddi hallerinde dava açma süresi içinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır.
Tam karar metni
Metnin tamamı uzunluğu nedeniyle kısaltılmıştır; tamamı için kaynak bağlantısını kullanın.
Tam metni gösterTam metni gizle25 bin karakter
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/8340 E. , 2025/6982 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/8340
Karar No : 2025/6982
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, Human Papilloma Virüs (HPV) aşılarının Ulusal Aşı Programına alınması istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :Davacı tarafından, HPV aşısının ulusal aşı programına alınmasının Anayasa ile güvence altına alınan sağlık hakkının bir gereği olduğu, bulaşıcı hastalıklara karşı bireyleri ve toplumu korumanın devletin sorumluluğunda olduğu, HPV olarak adlandırılan virüsün yüzden fazla türünün bulunduğu, bunlardan on dört tanesinin yüksek riskli kabul edildiği, bunların rahim ağzı kanserinin ana sebebi olduğu, rahim ağzı kanserinin erken tanı konulduğunda önlenebilir bir hastalık olduğu, gerekli aşılanmanın ve taramaların yapılmaması nedeniyle HPV kaynaklı kanser ölümlerinin yaygın olduğu, rahim ağzı kanserine yakalanmanın aşı ile önlenebildiği, HPV aşısının önleyici etkisi nedeniyle kanser tedavilerine yapılacak harcamaların da ciddi şekilde azalacağı, HPV aşılarının rahim ağzı kanserini yüksek oranda önleyebildiği, aşı uygulamasının toplum sağlığının korunmasındaki önemi gözetildiğinde ulusal aşı takvimine eklenmesinin elzem olduğu, Dünya Sağlık Örgütü tarafından rahim ağzı kanserine karşı 9–13 yaş aralığında kız çocuklarının aşılanmasının önerildiği, tıbbi literatürde ise aşının 9–13 yaş arasındaki kişiler için iki doz, 15 yaş üzeri kişiler için üç doz uygulanması gerektiği, ulusal aşı takvimine dahil edilmemesi nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumunca geri ödemesinin yapılmadığı, aşının maliyetinin kişilerce karşılanmasının mümkün olmadığı, bununla birlikte aşının taşınması ve muhafazası için özel önlemler gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, usule ilişkin olarak, davacı tarafından yapılan başvurunun idarenin kayıtlarında yer almadığı, dolayısıyla dava konusu başvurunun zımnen reddine dair bir işlemin söz konusu olmadığı; esasa ilişkin olarak, yaşam hakkının devredilemez ve vazgeçilemez temel haklar arasında yer aldığı, bu hakkın kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılmasının Devletin bir ödevi olduğu, ülkemiz için çocukluk döneminde uygulanması gerekli olan aşı takviminin, 13/03/2009 tarih ve 2009/17 sayılı Genişletilmiş Bağışıklama Programı Genelgesi doğrultusunda, üniversite öğretim üyeleri ve eğitim ve araştırma hastaneleri klinik şeflerinden oluşan Bağışıklama Danışma Kurulunun tavsiyeleri ve dünyadaki gelişmeler takip edilerek oluşturulduğu, bağışıklama hizmetlerinin, bebekleri, çocukları veya erişkinleri enfeksiyona yakalanma riskinin en yüksek olduğu dönemden önce aşılayarak bu hastalıklara yakalanmalarını önlemek amacıyla yürütülen önemli bir temel sağlık hizmeti olduğu, Genişletilmiş Bağışıklama Programının; boğmaca, difteri, tetanoz, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, tüberküloz, poliomyelit, hepatit B, hemofilus influenza tip b’ye ve streptokokus pnömoniya'ya bağlı hastalıkları konrtrol altına almak ve hatta tamamen ortadan kaldırmak amacıyla hassas yaş gruplarına enfeksiyona yakalanmalarından önce ulaşıp bağışıklanmalarını sağlamak amacıyla yapılan aşılama hizmetlerini içerdiği, Genişletilmiş Bağışıklama Programının Bağışıklama Danışma Kurulunun bilimsel desteği ve önerileri doğrultusunda yürütüldüğü, Kurulun yılda en az iki kez toplandığı, 07/10/2010 tarihinde “HPV aşısının çocukluk dönemi ulusal aşı takvimine eklenmesi” gündemiyle yapılan toplantıda, mevcut üyelerin çoğunluğu tarafından HPV aşısının programa eklenmesinin erken olduğunun ifade edildiği, toplantı sonrasında üyelerden yazılı görüş istendiği ve ilgili Derneklerden de görüş istenmesinin kararlaştırıldığı, 26/11/2010 tarihli toplantı neticesinde HPV aşısının takvime eklenmesi yönünde karar alınmadığı, gerekçe olarak üyelerin yazılı görüşleri ve Dernek görüşlerinin değerlendirilmesi neticesinde HPV aşısının takvime eklenmesinin öncelikli olmadığı, su çiçeği ve hepatit A kontrol programlarının oturtulmasının daha faydalı olabileceği, ülkemizde rahim ağzı kanserine karşı tarama faaliyetlerinin yaygınlaştırılması ve ülkemize özgü hastalık insidans, prevalans ve aşının ekonomik değerlendirmeleri gibi çalışmaların literatürde yeterli seviyeye gelmesinin gerekliliğine değinildiği, ortaya konulan bilimsel veriler, tıbbi gereklilikler, ülkemizdeki mevcut durum ve vaka sıklığı, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması kuralı vb. parametreler dikkate alınarak yapılan değerlendirmeler ışığında Bağışıklama Danışma Kurulunun HPV aşısının takvime eklenmesiyle ilgili tavsiye kararı almadığı, halk sağlığının korunmasında, kısa, orta ve uzun vadeler için belirlenen hedeflerin, izlenecek sağlık politikalarının ve yürütülecek hizmetlerin de bu çalışma, görüş, öngörü, ihtiyaç ve tavsiyeler üzerinden oluşturulduğu, ülkemiz genelinde düzenli ve ücretsiz olarak yapılan servikal kanser taramaları, bunun yaygınlaştırılması ve tedavi imkanlarının da HPV aşısının takvime alınmasını halihazırda gerekli kılmadığı, ülkemizde kanser kontrol programını yürüten birimlerce de literatüre yönelik yeterli seviyeye erişildiği ve aşının takvime eklenmesi gerektiğine yönelik geri bildirimde bulunulmadığı, geri bildirimde bulunulduğu takdirde GBP kapsamına alınmadan da aşının geri ödeme kapsamına alınabileceği gibi Bağışıklama Danışma Kurulunda görüşülerek çıkacak karar doğrultusunda GBP kapsamına alınabileceği, bilimsel olarak gereklilik duyulması halinde HPV aşısının da aşı takvimine ekleneceği hususunun izahtan vareste olduğu, dava konusu edilen işlemin mevzuata ve hukuka uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Human Papilloma Virus'ten (HPV) korunmak için yapılması gereken aşıların ücretsiz uygulanması için ulusal aşı takvimine eklenmesi talebinin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasamızın 17.maddesinin 1. fıkrasında, herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir" hükmü yer almaktadır. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Sağlık Bakanlığının görevleri yeniden düzenlenmiş, 352. maddesinde; "(1) Herkesin bedenî, zihnî ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hâli içinde hayatını sürdürmesini sağlamak amacıyla, belirlenen görev ve yetkileri: a) Halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi, hastalık risklerinin azaltılması ve önlenmesi için çalışmalar yapmak, b) Teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin yürütmek, c) Uluslararası önemi haiz halk sağlığı risklerinin ülkeye girmesini önlemek, ç) Sağlık eğitimi ve araştırma faaliyetlerini geliştirmek, d) Sağlık hizmetlerinde kullanılan ilaçlar, özel ürünler, ulusal ve uluslararası kontrole tâbi maddeler, ilaç üretiminde kullanılan etken ve yardımcı maddeler, kozmetikler ve tıbbî cihazların güvenli ve kaliteli bir şekilde piyasaya sunulması, halka ulaştırılması ve fiyatlarının belirlenmesi için çalışmalar yapmak,(...)," olarak sıralanmıştır.
Sağlık Bakanlığının hizmet birimleri 354. maddesinde düzenlenmiş, 355. maddesinin 1. fıkrasının a) bendinde; her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında yer almış, 361/1. maddesinin 1. fıkrasında Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün görevleri belirlenmiş; a) Halk sağlığını korumak ve geliştirmek, sağlık için risk oluşturan faktörlerle mücadele etmek, (...), c) Bulaşıcı, bulaşıcı olmayan, kronik hastalıklar ve kanser ile anne, çocuk, ergen, yaşlı ve engelli gibi risk gruplarıyla ilgili olarak izleme, sürveyans, inceleme, araştırma, bağışıklama ve kontrol çalışmaları yapmak, bunlarla ilgili verilerin toplanmasını sağlamak, belirlenen hedefler doğrultusunda plan ve programlar hazırlamak, uygulamaya koymak, denetlenmesini sağlamak, değerlendirmek ve gerekli önlemleri almak, ç) Yaşam kalitesini yükseltecek alışkanlıkları kazandırarak toplumdaki tüm bireylerin sağlığını geliştirmek; hatalı beslenme alışkanlıkları, obezite, sigara ve benzeri zararlı maddelerin yol açtığı sağlık riskleri ve tehditleri ile mücadele etmek, bu hususları izlemek, araştırmak, veri toplanmasını sağlamak ve değerlendirmek, d) Birey, toplum ve çevre sağlığını etkileyen ve genel sağlığı ilgilendiren her tür etkeni incelemek, teşhis etmek, değerlendirmek ve kontrol etmek üzere gerekli laboratuvar hizmetlerinin organizasyonunu sağlamak ve ulusal referans laboratuvarı kurmak ve işletmek, içme suları, biyosidal ürünler gibi görev alanına giren konularda tüketici güvenliği ile ilgili tedbirleri almak ve buna yönelik her türlü iş ve işlemi tesis etmek, e) Sağlık tehditlerine yönelik erken uyarı ve cevap geliştirilmesi amacıyla gerekli organizasyonu sağlamak, halk sağlığını tehdit eden konularda gereken tüm tedbirleri almak ve gerektiğinde müeyyide uygulamak, (...), olarak görev ve yetkileri sıralanmıştır. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesinde; sağlık hizmetlerinin temel esasları belirlenmiş, b) bendinde, Koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmek suretiyle kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın gerektiğinde hizmet satın alınarak kaliteli hizmet arzı ve verimliliğinin esas alınacağı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ilgili Bakanlığın muvafakatını alarak, kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarına koruyucu sağlık hizmeti görevi vereceği ve bu kurum ve kuruluşların bütün sağlık hizmetlerini denetleyeceği, k) Koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerde kullanılan ilaç, aşı, serum ve benzeri biyolojik maddelerin üretiminin ve kalitesinin teşvik ve temini esas olup, her türlü müstahzar, terkip, madde, malzeme, farmakope mamülleri, kozmetikler ve bunların üretiminde kullanılan ham ve yardımcı maddelerin ithal, ihraç, üretim,dağıtım ve tüketiminin, amaç dışı kullanılmak suretiyle fizik ve psişik bağımlılık yapan veya yapma ihtimali bulunan madde, ilaç, aşı, serum ve benzeri biyolojik maddeler ile diğer terkiplerin kontroluna, murakabesine ve bunların yurt içinde ve yurt dışında ücret karşılığı kalite kontrollerini yaptırmaya, özel mevzuata göre ruhsatlandırma, izin ve fiyat verme işlerini yürütmeye Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın yetkili olduğu, esası getirilmiştir.
Koruyucu sağlık hizmeti sunumunun öncelikli olduğu esası ile birlikte koruyucu, teşhis ve tedavi edici sağlık hizmeti sunumunda kullanılacak olan aşının üretimi ve kalitesinin teşvik ve temininin de esas olduğu ve kanser gibi risk gruplarıyla ilgili olarak izleme, sürveyans, inceleme, araştırma, bağışıklama ve kontrol çalışmaları yapmak, bunlarla ilgili verilerin toplanmasını sağlamak, belirlenen hedefler doğrultusunda plan ve programlar hazırlamak, uygulamaya koymak, denetlenmesini sağlamak, değerlendirmek ve gerekli önlemleri almak için halk sağlığını korumak ve geliştirmek, sağlık için risk oluşturan faktörlerle mücadele etmekte, Sağlık Bakanlığının hizmet birimleri ile görevli kılındığı yukarıda yer verilen mevzuat hükümleriyle açıklığa kavuşturulmuştur.
Davacı tarafından doktorun reçete ettiği HPV aşısının bedelinin ödenmesi isteminin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı İl Müdürlüğünce Sağlık Uygulama Tebliği Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesinde tanımlı olmadığından, geri ödeme kapsamında olmadığı gerekçesiyle reddedildiği, bunun üzerine ücretsiz uygulanacak aşılar kapsamına alınarak ulusal aşı takvimine eklenmesi istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddedilmesi nedeniyle bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun, "Finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ve süresi" başlıklı 63. maddesinde; Genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri; a) Kişilerin hastalanmalarına bakılmaksızın kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile insan sağlığına zararlı madde bağımlılığını önlemeye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri, (...), bentler halinde sıralanmış, f) bendinde; yukarıdaki bentler gereğince sağlanacak sağlık hizmetleriyle ilgili teşhis ve tedavileri için gerekli olabilecek kan ve kan ürünleri, kemik iliği, aşı, ilaç, ortez, protez, tıbbî araç ve gereç, kişi kullanımına mahsus tıbbî cihaz, tıbbî sarf, iyileştirici nitelikteki tıbbî sarf malzemelerinin sağlanması, takılması, garanti süresi sonrası bakımı, onarılması ve yenilenmesi hizmetlerinin, Kurumca, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu, ancak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşünün alınmasının (f) bendinde belirtilen ortez, protez ve diğer iyileştirici nitelikteki araç ve gereçlerin miktarını, standartlarını, sağlanmasını, uygulanmasını, kullanma sürelerini ve garanti süresi sonrası bakım, onarım ve yenilenmesi hususlarını kapsayacağı, Kurumun, bu amaçla komisyonlar kurabileceği, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabileceği, Komisyonların çalışma usul ve esaslarının Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirleneceği, hükmü getirilmiş, "Sağlık hizmetlerinin ödenecek bedellerinin belirlenmesi" başlıklı 72. maddesinde; 65 inci madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun yetkili olduğu, Komisyonun, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabileceği, Komisyonun, 63 üncü madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkili olduğu, Komisyonun; Bakanlık, Maliye, Sağlık ve Kalkınma Bakanlıkları, Hazine Müsteşarlığı, üniversite sağlık hizmeti sunucuları ile özel sağlık hizmeti sunucularını temsilen Bakanlıkça belirlenecek birer üye ve Kurumu temsilen iki üye olmak üzere toplam dokuz üyeden oluşacağı,(...), hükme bağlanmıştır. 5510 sayılı Kanunun 63. ve 73. maddeleri dayanak alınarak hazırlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Sağlık Sigortası Alternatif Geri Ödeme Yönetmeliği, Kurumca finansmanı sağlanan/sağlanacak olan sağlık alanındaki ürün ve hizmet gruplarının, ihtiyaç duyulan alanlarda mevcut ödeme usul, esas ve kuralları dışında mali veya tıbbi olarak getireceği faydaya göre ödeme kapsamına alınması veya mevcut ödeme usul, esas ve kurallarının değiştirilmesi ile yurtdışından temin edilen, ülkemizde imal edilemeyen veya bulunmayan ürün gruplarının üretiminin, ithal ürünlerin yerli üretime geçmesinin, piyasada bulunurluğunun sağlanması hususlarının teşvik edilmesi amacıyla oluşturulan alternatif geri ödeme yöntemlerinin belirlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla yayımlanmış, 3. maddesinin "a" bendinde, Alternatif geri ödeme modeli: Kurumca finansmanı sağlanan/sağlanacak olan sağlık alanındaki ürün ve hizmet gruplarının, ihtiyaç duyulan alanlarda mevcut ödeme usul, esas ve kuralları dışında mali veya tıbbi olarak getireceği faydaya göre ödeme kapsamına alınması veya mevcut ödeme usul, esas ve kurallarının değiştirilmesi ile yurtdışından temin edilen, ülkemizde imal edilemeyen veya bulunmayan ürün gruplarının üretiminin, ithal ürünlerin yerli üretime geçmesinin, piyasada bulunurluğunun sağlanması hususlarının teşvik edilmesi amacıyla oluşturulan geri ödeme modelleri, olarak tanımlanmış, ancak bu bent Sağlık Bakanlığının görüşü alınmadan yayımlandığı gerekçesiyle şekil yönünden Danıştay Onuncu Dairesinin 11/01/2022 tarih ve K:2022/79 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. e)bendinde; Komisyon: Bu Yönetmelik kapsamında Kurumca finansmanı sağlanan/sağlanacak olan sağlık hizmetleri ile ilgili alternatif geri ödeme modeli ve buna ilişkin ödeme usul ve esasları ile sözleşme taslak metinleri hazırlamak amacıyla Kurum tarafından oluşturulan ve bu sağlık hizmeti bedellerinin belirlenmesinde Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından yetkilendirilen Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Sağlık Sigortası Alternatif Geri Ödeme Komisyonunu, ifade edeceği belirtilmiştir. 4. maddesinde, Komisyonun; Kurum Başkanı başkanlığında, Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü ile Sağlık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığının en az daire başkanı düzeyinde görevlendireceği birer temsilci olmak üzere 6 asıl üyeden oluşacağı, 6. maddesinin 1.fıkrasında a) Kurumca finansmanı sağlanan /sağlanacak sağlık hizmetleri kapsamında yer alan veya kapsama alınmak üzere yapılan sağlık hizmeti başvurularından, ilgili daire başkanlığınca hazırlanan gündem konularını değerlendirmek ve karara bağlamak, b) Kurumca finansmanı sağlanan/sağlanacak sağlık hizmetleri ile ilgili mali veya tıbbi olarak getireceği faydaya göre oluşturulacak geri ödeme modelini, sözleşme taslaklarını belirlemek ve karara bağlamak, c) Geri ödeme modeli oluşturularak ödeme kapsamına alınacak sağlık hizmeti bedellerini, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından verilen yetkiye dayanılarak belirlemek ve karara bağlamak,(...), komisyonun görev ve yetkileri arasında yer almıştır.
Mevzuat, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerini belirleme konusunda tanıdığı yetkinin komisyonlar aracılığıyla kullanımını benimsenmiştir.
Davalı idarenin savunmasında da yer verildiği üzere DSÖ tarafından Serviks kanseri için tüm dünyada tarama yapılması, her ülkenin kendi kontrol politikasını oluşturması önerisinde bulunulması çerçevesinde ve daha önce yargıya yapılan başvurular üzerine verilen kararlara göre bir değerlendirme yapılması gereği kuşkusuz olup, kadınlarda en sık görülen beş kanser türü sıralamasında Türkiye için 9. sıklıkta izlenen bir kanser olduğu belirtilmekte ve tarama testleri ile olguların kanser öncesi hücresel değişikliklerin geliştiği evrede yakalanıp %100 tedavi edilmesinin mümkün olduğu da belirtilmiş olmakla, serviks kanserini önlemek üzere geliştirilen aşılardan 4 değerlikli HPV aşısı ihtiva ettiği tiplere karşı %70, 9 değerlikli HPV aşısı ihtiva ettiği tiplere karşı %90 koruyuculuğa sahip olduğu, ancak 9 değerlikli aşının ülkemizde bulunmadığı ve ülkemiz çocukluk döneminde uygulanması gereken aşı takviminin 13/03/2009 tarih ve 2009/17 sayılı Genişletilmiş Bağışıklama Programı Genelgesi doğrultusunda Bağışıklama Danışma Kurulu tavsiyeleri ve dünyadaki gelişmelerin takip edilmesiyle oluşturulduğu belirtilmiş olmakla, Danışma Kurulunun yaptığı inceleme ve değerlendirmelerin göz önüne alınması gerekmektedir. 13/03/2009 tarih ve 2009/17 sayılı Genişletilmiş Bağışıklama Programı Genelgesinde, "Bağışıklama hizmetlerinde temel amaç; toplumda, özellikle bebek ve çocuklarda aşı ile korunulabilir hastalıkların ortaya çıkışını engellemek, dolayısıyla bu hastalıklardan kaynaklanan ölümlerin ve sakatlıkların önüne geçmektir. Temel hedefin aşısız çocuk bırakmamak olduğu unutulmamalıdır. Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 181 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ülkemizde yürütülecek bağışıklama hizmetlerini düzenleme yetkisi Bakanlığımıza verilmiştir. Bu düzenlemeler yapılırken dünyadaki çeşitli gelişmeler takip edilmekte ve akademisyenlerden oluşan Bağışıklama Danışma Kurulu’nun tavsiyeleri dikkate alınmaktadır." açıklamasına yer verilmiştir. 07/10/2010 tarihinde yapılan Bağışıklama Danışma Kurulu toplantısında; "İnsan Papillomavirus (HPV) aşısının çocukluk dönemi ulusal aşı takvimine eklenmesinin değerlendirilmesi konusu görüşülmüştür. Kurul ülkemizde konu ile ilgili meslek örgütlerinden de bu konuda görüş alınması kararına varmıştır. Serviks kanseri ve HPV ile ilişkili diğer hastalıkların ülkemizde bir halk sağlığı önceliği olup olmadığı, aşının eklenmesinin program bazında uygunluğu, aşılama ve tanıtım statejilerinin maliyet etkililiği gibi başlıkları da içerecek şekilde hazırlanacak değerlendirme raporunun 01/10/2010 tarihine kadar bildirilmesi" istenilmiş, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği; öncelik taşımamakla beraber koşullar yerine getirilirse HPV aşısının programa eklenebileceği, Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanları Derneği; maliyetin yüksek olması aşının rutine girmesinde en önemli engel olduğu, Sosyal Pediatri Derneği; ulusal programda yer almayan tüm aşılar gözönüne alınarak yapılmalı, Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği; aşının ülkemizde kullanımının uygun görüldüğü, Servikal Patolojiler ve Kolposkopi Derneği; HPV aşılama ve servikal taramanın koordineli sunulmasının kanser kontrol programının ayrılmaz bir parçası olduğu, Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği; HPV Testleri ve HPV aşılaması birlikte yapılarak servikal kanser savaşının kazanılabileceği, yönünde görüşler bildirmiş, ayrıca Bağışıklama Danışma Kurulu üyeleri olan onaltı Profesör doktorun çoğunluğunun da olumsuz görüş beyan etmesi üzerine 26/11/2010 tarihinde toplanan Danışma Kurulunca diğer aşıların eklenmesinin daha öncelikli olduğu yolunda karar verilmiştir.
Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerden, Serviks kanseri ve HPV ile ilişkili diğer hastalıkların ülkemizde bir halk sağlığı önceliği olup olmadığı, aşının eklenmesinin program bazında uygunluğu, aşılama ve tanıtım statejilerinin maliyet etkililiği gibi hususlara göre uzmanlarınca ve meslek örgütlerince yapılacak bir değerlendirmeye istinaden karara varılması söz konusu ise, 2010 yılında yapılan bir değerlendirmeye istinaden Aralık 2021 yılında yapılan bir başvuruya olumsuz cevap verildiği görülmektedir. Oysa konunun uzmanlarınca yapılan değerlendirmenin üzerinden 11 yıllık bir süre geçtiği, hastalığın ülkemizde hangi yönde olumlu ya da olumsuz yönde değişme gösterip göstermediği, sağlık sektöründeki ilerlemeler, katlanılacak maliyetin olumlu ya da olumsuz olarak mı gelişme gösterdiği, diğer hastalıklara göre artış kaydedip kaydetmediği ve aşının hastalığın önlenmesinde öncelik sıralamasının değişip değişmediğinin yeniden yapılacak bir değerlendirme ile ortaya konulması sonrasında bir karara varılması gerekmekte iken, on yıl öncesinde yapılan değerlendirme esas alınarak, bu hususlardaki değişme ya da gelişmeler ortaya konulmaksızın talebin reddi yönünde işlem tesisinde hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY:
Davacı tarafından, Human Papilloma Virüs (HPV) aşılarının Ulusal Aşı Programına eklenmesi talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USULE İLİŞKİN:
Davalı idare tarafından, davacı tarafından gönderildiği iddia edilen başvuru dilekçesinin evrak kayıt birimine (Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü) girmediği, dolayısıyla başvurunun zımnen reddine dair herhangi bir işlemin bulunmadığı ileri sürülmüştür.
Dairemizin 12/11/2025 tarihli ara kararı ile, dava konusu işleme esas başvuru dilekçesinin, idarenin (idarenin bütünlüğü ilkesi uyarınca Bakanlık merkez teşkilatındaki herhangi bir birimin kayıtlarına girmesi fark etmeksizin) kayıtlarına girip girmediğinin açıklanması istenilmiş, davalı idarece ara kararına verilen cevapta, davacı tarafından yapılan başvurunun Genel Evrak Genel Servisince 28/01/2022 tarihinde kaydedildiği, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğüne EBYS üzerinden havale edildiği beyan edilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinde, ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, istemin reddi veya zımnen reddi hallerinde dava açma süresi içinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır.
Bu durumda, davacının başvurusunun 28/01/2022 tarihinde idarenin kayıtlarına girdiği, başvurunun yukarıda belirtilen yasal süre içerisinde cev
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- DanıştayE. 2025/2036, K. 2025/3378Taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi – Danıştay 13. Daire, 2025/2036 E., 2025/3378 K.
- DanıştayE. 2025/3103, K. 2025/3649İdari işlemde dava açma süresi bildirilmemişse özel süre değil genel dava açma süresi uygulanır (Anayasa m. 40)
- DanıştayE. 2025/3557, K. 2025/3861Türk vatandaşlığından çıkma izni verilmesine ilişkin kararın geri alınması başvurusunun zımnen reddi işleminin iptali istemi – Danıştay 10. Daire, 2025/3557 E., 2025/3861 K.
- DanıştayE. 2025/1508, K. 2025/4257Uygulama imar planında değişiklik yapılması başvurusunun zımnen reddine karşı açılan davada dava açma süresi – Danıştay 6. Daire, 2025/1508 E., 2025/4257 K.
Örnek Dilekçeler
- İlgili İdare (Üst Makam)İdareye Ön Başvuru Dilekçesi (İYUK m. 10, 11 ve 13)
- İhaleyi Yapan İdare (Şikâyet)Kamu İhalesinde Şikâyet Başvurusu Dilekçesi (4734 m. 54-56)
- İdare Mahkemesiİkamet İzninin İptaline Karşı İptal Dava Dilekçesi (Yürütmenin Durdurulması Talepli)
- İdare Mahkemesiİşyeri Ruhsatının İptali ve Kapatma İşlemine Karşı Dava Dilekçesi (Yürütmenin Durdurulması Talepli)
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.