Düğünde, nişanda veya kına gecesinde takılan altınlar ve takılar evlilik boyunca çoğu zaman tek bir yerde birikir: evde, bir kasada ya da eşlerden birinin elinde. Evlilik sona erdiğinde ise "bunlar kimin?" sorusu ortaya çıkar. Yargıtay uzun yıllar boyunca aksine anlaşma veya örf ve âdet yoksa düğünde takılan her şeyin kadına ait olduğunu kabul etti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu yaklaşımı 2024 tarihli bir kararıyla değiştirdi. Aşağıda güncel durumu ve ziynet davasının usulünü anlatıyoruz.
Ziynet eşyası kişisel maldır
Mücevher ve takılar, kural olarak kişisel mal niteliğindedir. Kanuna göre eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya ile karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen malvarlığı değerleri kişisel maldır (TMK m. 220). Kişisel mallar katılma rejiminde paylaşıma girmez; dolayısıyla ziynet eşyaları artık değer hesabına katılmaz ve bunların iadesi ayrı bir talep olarak, ziynet alacağı davasıyla istenir. Mal rejiminin tasfiyesini boşanmada mal paylaşımı yazımızda ele aldık.
Güncel yaklaşım: takılar kime aittir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, düğünde takılanların aidiyetinin üç aşamalı bir sıraya göre belirlenmesi gerektiğini kabul etmektedir:
- Eşler arasında paylaşım konusunda bir anlaşma varsa paylaşım o anlaşmaya göre yapılır.
- Anlaşma yoksa, yerel örf ve âdet ileri sürülür ve ispat edilirse paylaşım buna göre yapılır.
- Bunlar da yoksa erkeğe ve kadına takılan veya verilen ekonomik değeri olan şeyler kural olarak kendilerine ait sayılır.
Takılar arasında kadına ya da erkeğe özgü bir şey varsa, takıldığı kişi fark etmeksizin o cinse verilmiş sayılır; özgülük konusunda uyuşmazlık çıkarsa bilirkişi incelemesi yapılabilir. Örneğin bilezik, küpe veya kolye gibi kadına özgü takılar kadına; kol saati gibi erkeğe özgü eşya erkeğe aittir. Çeyrek altın, gram altın veya nakit gibi her iki cinse uygun değerler ise kime takıldıysa onundur. Takı sandığına veya torbasına konulan değerlerin aidiyeti de aynı mantıkla belirlenir; cinse özgü olmayan ve kime takıldığı anlaşılamayan değerler ortak sayılabilir.
Bu değişiklik pratik sonuç doğurur: Erkek eş de, kendisine takılan altınlar için ziynet alacağı davası açabilir. Aynı şekilde kadın eş, "düğünde takılan her şey benimdir" varsayımına dayanmak yerine hangi takının kime takıldığını ispat etmeye hazırlanmalıdır.
Ziynet davasında ispat
Yargıtay, kadına özgü ziynetlerin normal olarak kadının yanında bulunduğunu kabul etmektedir. Bu nedenle ziynetlerin diğer eşin elinde kaldığını ileri süren tarafın, dava konusu altınların varlığını ve kendisinde bulunmadığını kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ispat etmesi gerekir. İspat için şu deliller kullanılır:
- Düğün video ve fotoğrafları, albüm ve varsa takı listesi,
- Takıldığına ve hangi kişiye takıldığına tanıklık edebilecek kişiler,
- Eşin altınları aldığını veya elinde tuttuğunu gösteren mesajlar ve yazışmalar,
- Altınların bozdurulduğuna dair kuyumcu ve banka kayıtları.
Yargıtay'ın bir kararında, erkeğin mesajlarında altınların kendisinde olduğunu üstü kapalı kabul etmesi ve sonradan bileziklerin teslim edildiğini ileri sürmesi üzerine ispat yükünün erkeğe geçtiği; iadeyi ispatlayamayan erkek aleyhine ziynet talebinin kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ziynetlerin eşin rızasıyla ev, araç veya borç gibi ortak giderler için bozdurulduğu savunmasını ileri süren tarafın bunu ispat etmesi beklenir.
Dava usulü, süre ve kanun yolu
Ziynet alacağı davası uygulamada aile mahkemesinde görülür. Talep, boşanma davasıyla aynı dilekçede ileri sürülebileceği gibi boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava olarak da açılabilir. Uygulamada bedel talepleri için on yıllık genel zamanaşımı süresi esas alınır (TBK m. 146); evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden alacakları için zamanaşımı işlemediğinden bu süre, evliliğin sona ermesinden sonra işlemeye başlar (TBK m. 153/3).
Dilekçede ve karar fıkrasında ziynetlerin cinsi, adedi, gramı ve ayarı gösterilmelidir. Hükmün sonuç kısmında her talep hakkında verilen hükümle yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde gösterilmesi gerektiğinden (HMK m. 297/2) Yargıtay, "12 adet farklı modellerde bilezik" gibi ayarı yazılmayan ve infazı mümkün olmayan bir hükmü bozmuştur. Hüküm genellikle ziynetlerin aynen iadesine, aynen iade mümkün olmazsa bedelinin ödenmesine ilişkin kurulur ve bedel bilirkişi incelemesiyle belirlenir.
31 Temmuz 2026'dan itibaren belirsiz alacak davası kaldırıldığından, bedelin henüz bilinmediği durumlarda dava kısmi dava olarak açılabilir; bilirkişi raporundan sonra talep, tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus artırılabilir (HMK m. 109/4). Ziynet alacağının miktarı temyiz kesinlik sınırının altında kalıyorsa, bölge adliye mahkemesi kararından sonra bu talep yönünden Yargıtay incelemesi yapılmaz; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu dosyalarda ziynet alacağına ilişkin temyiz dilekçesini miktardan reddetmektedir (HMK m. 362).
Nişanda verilen takılar
Nişanda verilen takılar ve hediyeler için ayrı bir kural geçerlidir: Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirine veya ana babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya verdiği alışılmışın dışındaki hediyeler verenler tarafından geri istenebilir; hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır (TMK m. 122). Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 123).
Rızayla kullanılan ziynetler
Evlilik süresince ziynetlerin çoğu zaman aile giderleri için kullanıldığı görülür. Ziynetlerin eşin rızasıyla bozdurulup ev, araç veya borç gibi giderlere harcandığı savunması ileri sürülürse, rızayı ve harcamanın amacını iddia eden taraf bunu ispat etmelidir (HMK m. 190). Rızanın yazılı veya mesaj yoluyla bırakılmış olması bu nedenle önem taşır.
Anlaşmalı boşanmada ziynetler
Anlaşmalı boşanma protokolünde ziynetlerin kime kalacağı ve iade biçimi açıkça yazılmalıdır. Protokolde düzenlenmeyen konularda sonradan ayrı bir dava açmak gerekebileceğinden, ziynetlerin cinsi, adedi, gramı ve ayarıyla birlikte listelenmesi sonraki uyuşmazlıkları azaltır.
Sık yapılan hatalar
- Ziynet listesini cins, adet, gram ve ayar olarak hazırlamamak.
- Düğün video ve fotoğraflarını, takı sandığına ilişkin kayıtları ve yazışmaları saklamamak.
- Eski içtihadı esas alıp düğünde takılan her şeyin kadına ait olduğunu varsaymak veya erkeğe takılan değerleri hesaba katmamak.
- Altınların bozdurulduğu, teslim edildiği ya da rızayla harcandığı savunmasına karşı delil toplamamak.
- Mal rejiminin tasfiyesi ile ziynet alacağını birbirine karıştırmak; ziynetler katılma alacağı hesabında aranmaz.
- Zamanaşımını izlememek ve aynen iade talebi ile bedel talebini dilekçede birlikte açıkça belirtmemek.
Sonuç
Ziynet eşyalarının kime ait olduğu artık tek bir kurala değil; anlaşmaya, ispatlanan örf ve âdete ve bunlar yoksa kime takıldığına bakan üç aşamalı bir değerlendirmeye bağlıdır. Kadına özgü takılar kadına, erkeğe özgü eşya erkeğe, her iki cinse uygun değerler ise takıldığı kişiye aittir. Davanın başarısı çoğunlukla ziynetlerin cinsi, adedi, gramı ve ayarının, ayrıca elde kimde kaldığının delillerle gösterilmesine bağlıdır.
Sık Sorulan Sorular
Düğünde takılan altınlar boşanınca kime kalır?
Yargıtay'ın güncel yaklaşımına göre önce eşler arasında bir anlaşma varsa ona, yoksa ispatlanan yerel örf ve âdete bakılır. Bunlar da yoksa erkeğe ve kadına takılan veya verilen ekonomik değerler kural olarak kendilerine aittir; kadına ya da erkeğe özgü takılar o cinse verilmiş sayılır.
Erkeğe takılan altınları kadın alabilir mi?
Erkeğe takılan ve her iki cinse de uygun olan altın veya nakit değerler kural olarak erkeğin kişisel malıdır; ancak bilezik gibi kadına özgü takılar damada takılmış olsa bile kadına ait sayılır. Düğünde takılan her şeyin kadına ait olduğu yönündeki eski içtihat Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından terk edilmiştir.
Ziynetlerin cinsini ve gramını tam hatırlamıyorum, dava açabilir miyim?
Evet. Düğün fotoğrafları, videoları, mesajlar ve tanık anlatımlarıyla ziynetler belirlenmeye çalışılır. Yine de hüküm fıkrasında eşyanın cins, adet, gram ve ayarının açıkça gösterilmesi gerektiğinden (HMK m. 297/2) dilekçede mümkün olduğunca ayrıntı verilmelidir.
Ziynet davası boşanma davasıyla birlikte açılmak zorunda mı?
Hayır. Talep boşanma davasıyla aynı dilekçede ileri sürülebileceği gibi boşanmadan sonra ayrı bir dava olarak da açılabilir. Ziynet talebi boşanmanın eki değil, bağımsız bir alacak talebidir.
Ziynet alacağı için zamanaşımı süresi nedir?
Uygulamada bedel talepleri için on yıllık genel zamanaşımı esas alınır (TBK m. 146). Evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden alacakları için zamanaşımı işlemediğinden süre, evliliğin sona ermesinden sonra işlemeye başlar (TBK m. 153/3).
Bu sitedeki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2026/929, K. 2026/7216Ziynet Alacağı – Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2026/929 E., 2026/7216 K.
- YargıtayE. 2026/381, K. 2026/7089Karşılıklı Boşanma (ziynet eşyası alacağı) – Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2026/381 E., 2026/7089 K.
- YargıtayE. 2025/8772, K. 2026/3891Ziynet Alacağı – Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/8772 E., 2026/3891 K.
- YargıtayE. 2025/9658, K. 2026/5598Ziynet Alacağı – Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/9658 E., 2026/5598 K.
Örnek Dilekçeler
- Aile MahkemesiZiynet Eşyası Alacağı Dava Dilekçesi
- Aile MahkemesiKatkı Payı Alacağı Dava Dilekçesi (1.1.2002 Öncesi Mal Ayrılığı Dönemi)
- Aile MahkemesiDeğer Artış Payı Alacağı Dava Dilekçesi (TMK m. 227)
- Aile MahkemesiBoşanma Davasında İhtiyati Tedbir (Tapu Kaydına Şerh) Talebi Dilekçesi (TMK m. 169, HMK m. 389)