Kredi, kira ve ticari alacakların güvence altına alınmasında kefalet yaygın bir araçtır. Borçlu ödemediğinde alacaklı kefile gitmek ister; kefil ise çoğu zaman "yalnızca imza attığını" düşündüğü için şaşırır. Oysa kefalet sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sıkı şekil şartlarına ve sorumluluk sınırlarına bağlanmıştır. Bu yazıda kefile karşı icra takibinin şartlarını, kefilin savunma yollarını ve rücu hakkını özetliyoruz.
Adi ve müteselsil kefalet
Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 581). Takip bakımından kefaletin türü belirleyicidir:
- Adi kefalet: Alacaklı, borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez. Borçlu aleyhine yapılan takipte kesin aciz belgesi alınması, Türkiye'de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi, borçlunun iflası veya konkordato mehli verilmesi hâllerinde ise doğrudan kefile başvurulabilir. Alacak ayrıca rehinle güvence altına alınmışsa adi kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir (TBK m. 585).
- Müteselsil kefalet: Kefil bu sıfatla veya bu anlama gelen ifadeyle yükümlülük altına girmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir (TBK m. 586).
- Birlikte kefalet: Birden çok kişi aynı borca birlikte kefil olduğunda her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur; borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olanların her biri ise borcun tamamından sorumludur. Borcu ödeyen kefil, payını daha önce ödememiş diğer kefillere rücu edebilir (TBK m. 587).
- İcra kefaleti: İcra dairesinde verilen kefaletler ilam hükmündedir ve müteselsil kefalet sayılır; kefile karşı ilamlı takip yapılır (İİK m. 38).
Kefaletin geçerlilik şartları
Kefile karşı yapılan takiplerde en sık tartışılan konu, kefaletin geçerli olup olmadığıdır. Şekil ve eş rızası kuralları ayrıntılı olarak kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartları yazısında anlatılmıştır; özet olarak şunlar öne çıkar:
- Şekil: Sözleşme yazılı yapılmalı; kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfat kefilin kendi el yazısıyla belirtilmelidir. Kefilin sorumluluğunu artıran sonradan değişiklikler de aynı şekle tabidir (TBK m. 583). Bölge adliye mahkemesi kararlarında, el yazısı koşulunun yerine getirilip getirilmediğinin ayrıca incelendiği ve bu koşulun resmî şekilde düzenlenmiş senetlerde de ortadan kalkmayacağı yönünde değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir.
- Eş rızası: Eşlerden biri, ayrılık kararı veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı yoksa ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; rıza sözleşmeden önce ya da en geç sözleşme anında verilmelidir. Ticari işletme sahibinin ya da ticaret şirketi ortak veya yöneticisinin işletme veya şirketle ilgili kefaletleri ile esnafın mesleki faaliyetiyle ilgili kefaletlerinde eş rızası aranmaz (TBK m. 584).
- Süre: Gerçek kişi tarafından verilen her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılan, sözleşme şekline uygun yazılı açıklamayla yeni bir döneme uzatılabilir (TBK m. 598). Süreli kefalette kefil, sürenin sonunda borcundan kurtulur (TBK m. 600).
- Azami miktar ve kapsam: Kefil her durumda sözleşmedeki azami miktara kadar sorumludur. Aksi kararlaştırılmamışsa asıl borç ve temerrüdün sonuçları, alacaklının kefile önceden bildirmesi koşuluyla takip ve dava masrafları ile işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdi faizler azami miktarla sınırlı olmak üzere kefilin sorumluluğuna girer (TBK m. 589).
Kefile karşı takip nasıl yapılır?
Alacak belgeye dayanmakta ve ilam hükmünde değilse takip genel haciz yoluyla ilamsız takip olarak yürür. Takip talebinde borçlu ve kefil ayrı borçlu olarak gösterilir, kefalet sözleşmesi ve asıl borcu gösteren belgeler eklenir ve her borçluya ayrı ödeme emri gönderilir (İİK m. 58, 61). Müteselsil kefile gidilmeden önce, borçlunun temerrüde düşürüldüğünü gösteren ihtarname ve borcun muaccel olduğunu belgeleyen kayıtların hazırlanması önemlidir. Alacaklı ayrıca asıl borçlu anaparanın veya yarım yıllık döneme ait faizin ödenmesinde ya da yıldan yıla yapılması öngörülen anapara ödemelerinde altı ay gecikirse durumu kefile bildirmekle yükümlüdür; bildirmezse kefilin uğradığı zarar oranında kefile karşı haklarını kaybeder (TBK m. 594).
Kefil, ödeme emrine yedi gün içinde itiraz etmelidir (İİK m. 62). Uygulamada her borçlunun itirazı kural olarak kendisi için sonuç doğurduğundan, asıl borçlunun itirazına güvenilmemeli, kefil kendi adına itiraz etmelidir. Ödeme emrine itirazın nasıl yapılacağı için icra takibi geldi, ne yapmalıyım yazısına ve ödeme emrine itiraz dilekçesi örneğine bakabilirsiniz.
Kefilin savunma yolları
Kefil, kendisine ait savunmaların yanı sıra asıl borçluya ait ve borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün defileri alacaklıya karşı ileri sürebilir ve bunları ileri sürmek zorundadır (TBK m. 591). Başlıca savunmalar şunlardır:
- Kefalet sözleşmesinin şekil eksikliği, eş rızası yokluğu veya imzanın kefile ait olmaması
- On yıllık sürenin veya süreli kefalette sürenin dolmuş olması
- Azami miktarın veya kefalet kapsamının aşılması
- Asıl borcun ödenmiş, zamanaşımına uğramış veya hiç doğmamış olması
- Alacaklının kefile bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi (TBK m. 594) ya da rehin ve güvenceleri kefilin zararına azaltması (TBK m. 592)
- Adi kefalette alacaklının önce borçluya başvurmamış olması
Borçlunun iflası sebebiyle asıl borç daha önce muaccel olsa bile belirlenen vadeden önce kefile karşı takip yapılamaz; ayrıca kefil, ayni güvence karşılığında takibin durdurulmasını hâkimden isteyebilir (TBK m. 590). Bölge adliye mahkemesi kararlarında kefil olduğu ileri sürülen kişilere karşı yapılan takiplerde kefalet sözleşmesinin şekil şartları ve on yıllık süre gibi konular ayrıntılı şekilde incelenmektedir. Ayrıca taşınmazını ipotek ettiren üçüncü kişi, borçtan şahsen sorumlu olduğu açıkça kararlaştırılmamışsa kefil sayılmaz; sorumluluğu ipotekli taşınmazın değeriyle sınırlıdır.
İtirazdan sonra: itirazın iptali ve kaldırılması
Kefil itiraz ederse takip durur. Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir veya elinde İİK m. 68'de sayılan nitelikte bir belge varsa altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. İtirazı haksız çıkan borçlu, alacaklının talebi üzerine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına; takibinde haksız ve kötü niyetli çıkan alacaklı ise kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilir (İİK m. 67, 68). Tazminat şartları için icra inkâr tazminatı ve kötü niyet tazminatı yazısına bakabilirsiniz. Uyuşmazlık ticari nitelikteyse ve konusu para alacağıysa dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır (TTK m. 5/A). Ayrıntılar için itirazın iptali davası nedir yazısına, dilekçe örnekleri için itirazın iptali dava dilekçesi ve itirazın kaldırılması talebi örneklerine bakabilirsiniz. Alacaklı icra takibi yerine kefile karşı doğrudan alacak davası da açabilir; bkz. kefalet sözleşmesine dayalı alacak dava dilekçesi. Kefile karşı yürütülen bir takipte tahsil edilen paranın iadesi ise istirdat davasıyla istenir; bkz. istirdat dava dilekçesi.
Kefilin ödemesi ve rücu hakkı
Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olur; rehin hakları ve aynı alacak için sağlanmış diğer güvenceler de kural olarak kefile geçer (TBK m. 596). Kefil, borcu tamamen veya kısmen ödediğinde durumu borçluya bildirmek zorundadır; bildirmezse ve ödemeyi bilmeyen borçlu da alacaklıya ifada bulunursa rücu hakkını kaybeder (TBK m. 597). Kefil ayrıca kanunda sayılan hâllerde (örneğin asıl borçlunun temerrüde düşmesi veya mali durumunun önemli ölçüde kötüleşmesi) asıl borçludan güvence verilmesini ve borç muaccel olmuşsa borçtan kurtarılmasını isteyebilir (TBK m. 595).
Sık yapılan hatalar
- Kefalet sözleşmesini imzalarken azami miktar, tarih ve kefil sıfatını kendi el yazısıyla yazmamak veya yazılan metni okumamak
- Eş rızası gerektiren durumda rızayı almamak veya istisna kapsamını yanlış değerlendirmek
- Asıl borçlunun itirazına güvenip kefil olarak ayrıca itiraz etmemek
- Ödeme emrine yedi günlük süre içinde itiraz etmemek
- Alacaklı olarak kefile bildirim yükümlülüğünü (altı aylık gecikme bildirimi) yerine getirmemek
- Kefalet süresinin on yıl ile sınırlı olduğunu gözden kaçırmak
Sonuç
Kefile karşı icra takibi, kefaletin türüne, şekil şartlarına ve sorumluluk sınırlarına bağlı olarak hem alacaklı hem de kefil açısından farklı sonuçlar doğurur. Her dosyada sözleşmenin tarihi, el yazısı ve eş rızası gibi unsurlar, asıl borcun durumu ve ihtar yazışmaları farklı olduğundan, izlenecek yol ve süreler somut belgeler üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir. Bu yazı 20 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuata göre hazırlanmış genel bir bilgilendirmedir. Diğer konular için icra ve iflas hukuku sayfasına bakabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Kefile doğrudan icra takibi yapılabilir mi?
Müteselsil kefile, borçlu takip edilmeden de gidilebilir; ancak borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir (TBK m. 586). Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez; kesin aciz belgesi alınması, takibin imkânsız veya önemli ölçüde güç hâle gelmesi, borçlunun iflası ve konkordato mehli verilmesi gibi hâller istisnadır (TBK m. 585).
Kefalet sözleşmesi hangi şartlarla geçerlidir?
Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalı; kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatı kefilin kendi el yazısıyla belirtilmelidir (TBK m. 583). Eşlerden biri, ayrılık kararı veya ayrı yaşama hakkı yoksa ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rıza sözleşmeden önce ya da en geç sözleşme anında verilmelidir (TBK m. 584).
Kefilin sorumluluğu ne kadar sürer ve ne kadarıyla sınırlıdır?
Kefil, her durumda sözleşmede belirtilen azami miktara kadar sorumludur. Aksi kararlaştırılmamışsa asıl borç ile temerrüdün sonuçlarından, takip ve dava masraflarından ve işlemiş bir yıllık ile işlemekte olan yıla ait akdi faizlerden sorumlu olur (TBK m. 589). Gerçek kişi tarafından verilen kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar (TBK m. 598).
Kefil ödeme emrine nasıl itiraz eder?
Kefil, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine tebliğden itibaren yedi gün içinde, borca veya kefalete ilişkin itirazlarını belirterek itiraz edebilir (İİK m. 62). Kefalet sözleşmesinin şekil ve eş rızası yönünden geçersizliği, sürenin dolması, azami miktarın aşılması gibi kendi savunmalarının yanı sıra asıl borçluya ait defileri de ileri sürebilir; hatta bunları ileri sürmek zorundadır (TBK m. 591).
Kefil borcu öderse ne yapabilir?
Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olur ve asıl borçluya rücu edebilir (TBK m. 596). Ödemeyi borçluya bildirmek zorundadır; bildirmezse ve ödemeyi bilmeyen borçlu da alacaklıya ifada bulunursa rücu hakkını kaybeder (TBK m. 597).
Bu sitedeki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2025/63, K. 2025/1002Eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemi (kefalet sözleşmesi) – Ankara BAM 31. Hukuk Dairesi, 2025/63 E., 2025/1002 K.
- YargıtayE. 2025/6059, K. 2026/4132İstirdat davası – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/6059 E., 2026/4132 K.
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2025/2198, K. 2025/2426Kefalet sözleşmesi – Kayseri BAM 6. Hukuk Dairesi, 2025/2198 E., 2025/2426 K.
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2023/1020, K. 2025/1863Kefalet sözleşmelerinin feshi istemi – İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi, 2023/1020 E., 2025/1863 K.