Kararın özeti
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “bozma” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: İİK'nin 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemi. Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
Somut olayda; dava konusu borçlu şirkete ait taşınmazın borçlu şirketin aktifinin önemli bir kısmını oluşturup oluşturmadığının yine borçlu şirketin ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi ve taşınmazın devrinin İİK 280/3. maddesi gereğince ticari işletme devri niteliğinde olup olmadığı hususu değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yeterli araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Tam karar metni
Tam metni gösterTam metni gizle7 bin karakter
12. Hukuk Dairesi 2025/4934 E. , 2026/2313 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... .... Şti.'nin, alacaklı bankadan nakdi ve gayrimenkul kredi sözleşmesi imzalayarak kredi aldığını, borçlunun imzalamış olduğu kredi sözleşme hükümlerine aykırı davranarak alacaklı bankadan kullandığı kredi borçlarını geri ödemediğini, bunun üzerine, borçlu davalıya .... Noterliği'nin 20.01.20 17... yevmiye sayılı ve .... Noterliği'nin 23.02.20 17... yevmiye sayılı ihtarnamelerinin keşide edilerek, kredilerin kat edildiğini ve borcun ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, ancak borçlunun borçlarını ödemediğini, bunun üzerine borçlu hakkında ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, alınan menkul haciz kararı gereğince borçlunun adreslerine hacze gidildiğini, adreslerde borçluya ait hacze kabil mal bulunamadığını, borçtan sorumlu hakkında Uyap üzerinden yapılan sorgu neticesinde herhangi bir gayrimenkul tespit edilemediğini, tespit edilen araçların modelleri ve bunlara ilişkin takyidatlar incelendiğinde ise borçtan sorumluların tahsile yarar mal varlığı olmadığının ve takibe konu alacaklı bankanın alacağını tahsil imkanı bulunmadığının anlaşıldığını,.... İcra Müdürlüğü'nün 2017/7918 Esas sayılı dosyası ile takip sürecinde, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah., 6968 Ada, 33 Parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazın davalı-borçlu firma ....A.Ş. adına kayıtlı iken üçüncü şahsa devredildiğinin tespit edildiğini, tapudan alınan satışa ilişkin resmi senet incelendiğinde davalı firmanın malik olduğu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah., 6968 Ada, 33 Parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazı 12.12.2016 tarihinde, 320.000,00 TL bedelle ...'a alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla devrettiğinin anlaşıldığını, taşınmazı devreden firma yetkilileri ..., ... ve ... arasında akrabalık/iş ilişkisinin bulunduğunu, bu devir işleminin taşınmazın gerçek değerinin altında olduğunu, devir işleminin alacaklılardan mal kaçırmak için yapıldığını, yakın tarihlerde davalı-borçlu firma ve kefilleri tarafından birçok taşınmazın devredilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, haksız ve kötü niyetli tasarruf işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının dava konusu İstanbul İli, ... , 33 Parsel numaralı taşınmazı 12.12.2016 tarihinde 320.000,00 TL bedelle .... Şti.'den aldığını, borçlu şirket ile bu taşınmazın satışı münasebetiyle bir araya geldiğini, daha önce herhangi bir iş ilişkisinin olmadığını, borçlu şirket yetkilileri ile davalı arasında hısımlık ve yakınlık bulunmadığı gibi şirketle herhangi bir ticari münasebetinin de olmadığını, tamamen iyi niyetli olarak dava konusu taşınmazı gerçek değeri üzerinden satın aldığını, satış bedeli olan 320.000,00 TL'nin banka aracılığı ile ödendiğini, bu bedelin taşınmazın satış tarihindeki gerçek bedeli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, karar ilamı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz dilekçesi incelenmiştir.
Dava, İİK'nin 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İptal davasından maksat, İİK'nın 278, 2 79... . maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların iptaline hükmettirmektir. Bu davanın ön koşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nın 277 md) bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK'nın 278, 2 79... . maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
İİK'nın 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, İİK'nın 280/son fıkrasında ise; ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili ...; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda; dava konusu borçlu şirkete ait taşınmazın borçlu şirketin aktifinin önemli bir kısmını oluşturup oluşturmadığının yine borçlu şirketin ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi ve taşınmazın devrinin İİK 280/3. maddesi gereğince ticari işletme devri niteliğinde olup olmadığı hususu değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yeterli araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 06.10.2022 tarih ve 2019/3386 Esas, 2022/1302 Karar sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA ve İstanbul Anadolu 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.07.2019 tarih ve 2018/37 Esas, 2019/229 Karar sayılı kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililere iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2025/8251, K. 2026/2706İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemi – Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2025/8251 E., 2026/2706 K.
- YargıtayE. 2025/4885, K. 2026/1937İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemi – Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2025/4885 E., 2026/1937 K.
- YargıtayE. 2025/4969, K. 2026/3031İİK'nin 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemi – Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2025/4969 E., 2026/3031 K.
- YargıtayE. 2025/8185, K. 2026/3456İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemi – Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2025/8185 E., 2026/3456 K.
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.