Kararın özeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “bozma” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak bono bedelinin tahsili istemi. Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalının keşidecisi olduğu 5.000,00 euro bedelli iki adet bonodan kaynaklı 10.000,00 euro asıl alacağın tahsili amacıyla, .. İcra Müdürlüğünün 2024/1462 E. sayılı dosyasıyla başlattığı takibin kesinleştiğini, bunun üzerine davalı tarafça bononun zamanaşımına uğraması nedeniyle icranın geri bırakılması talebiyle dava açıldığını, İcra Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne ve takibe konu zamanaşımına uğramış iki adet bonoya dayalı alacakla ilgili icranın geri bırakılmasına dair verilen kararın kesinleştiğini, davalının Serik İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, bonolar üzerindeki imzaya itirazının ve icra dosyasına konu borcu ödediğine ilişkin iddiasının bulunmadığını ileri sürerek zamanaşımına uğramış bonolar nedeniyle 6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 732. maddesi gereğince, bono bedelleri olan toplam 10.000,00 euronun bono vade tarihlerinden itibaren .. .. Bankası'nın kısa vadeli euro cinsi mevduata uyguladığı faiz oranında işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Tam karar metni
Tam metni gösterTam metni gizle12 bin karakter
11. Hukuk Dairesi 2025/5494 E. , 2026/2581 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/522 Esas, 2025/564 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye ... Mahkemesi
SAYISI : 2024/707 E., 2025/228 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalının keşidecisi olduğu 5.000,00 euro bedelli iki adet bonodan kaynaklı 10.000,00 euro asıl alacağın tahsili amacıyla, .. İcra Müdürlüğünün 2024/1462 E. sayılı dosyasıyla başlattığı takibin kesinleştiğini, bunun üzerine davalı tarafça bononun zamanaşımına uğraması nedeniyle icranın geri bırakılması talebiyle dava açıldığını, İcra Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne ve takibe konu zamanaşımına uğramış iki adet bonoya dayalı alacakla ilgili icranın geri bırakılmasına dair verilen kararın kesinleştiğini, davalının Serik İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, bonolar üzerindeki imzaya itirazının ve icra dosyasına konu borcu ödediğine ilişkin iddiasının bulunmadığını ileri sürerek zamanaşımına uğramış bonolar nedeniyle 6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 732. maddesi gereğince, bono bedelleri olan toplam 10.000,00 euronun bono vade tarihlerinden itibaren .. .. Bankası'nın kısa vadeli euro cinsi mevduata uyguladığı faiz oranında işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili aleyhine 03.10.2015 tanzim, 03.11.2015 vade tarihli 5.000,00 euro bedelli ve 03.10.2015 tanzim, 25.11.2015 vade tarihli 5.000,00 euro bedelli kambiyo senetleri dayanak gösterilerek Serik İcra Müdürlüğünün 2018/10882 E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, icra takibi kesinleştikten sonra icra takip işlemi yapılmadığından işlemden kaldırıldığını, 25.03.2024 tarihinde icra takibi yenilenerek, ... numaralı esasa kaydedildiğini, müvekkili hakkında başlatılan icra takibi kesinleştikten sonra kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin zamanaşımına uğraması nedeniyle Serik İcra Hukuk Mahkemesinin 2024/109 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davacı tarafın davaya konu senetlerle ilgili taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davaya konu senetlerin kambiyo vasfını kaybettiğini, davacı tarafla müvekkili arasında herhangi bir borç ve ticari ilişki bulunmadığını, dava dilekçesinde sebepsiz zenginleşmeye sebep olacak sözleşme veya borç ilişkisini ispatlayacak herhangi bir delil sunulmadığını, müvekkilinin, senetlerin düzenlendiği tarihlerde herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığını, ispat yükünün davacıya ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu zamanaşımına uğramış iki adet bono nedeniyle 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebiyle işbu davanın açıldığı, dava konusu bono incelendiğinde, davacının bono lehtarı, davalının ise bono keşidecisi olduğu, yerleşik Yargıtay uygulaması gereğince 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılamayacağı, bu doğrultuda davacı tarafça ileri sürülebilecek olan hukuki ilişkinin, taraflar arasındaki temel ilişkiden ibaret olduğu, dava konusu bononun zamanaşımına uğradığının çekişme konusu edilmediği, zamanaşımına uğramış bono keşidecisi ve lehtarının gerçek kişi olduğu, borcun ticari ilişki kapsamında verildiğinin iddia edilip savunulmadığı, bunun sonucu olarak davanın mutlak ve nispi ticari dava niteliği bulunmadığı, görevle ilgili düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu, taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı niteliği taşıdığı, dava konusu uyuşmazlığın çözüm yerinin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı yanın dava dilekçesinde 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak itirazın iptalini talep ettiği, taraflar arasındaki temel ilişkiye dayanmadığı, taraflar arasında düzenlenmiş senet incelendiğinde, davalının keşideci, davacının ise lehtar olduğu, yerleşik Yargıtay uygulaması gereğince aralarında temel ilişki bulunup, değinilen yasa maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerinin taraflar arasında uygulanma kabiliyeti bulunmadığından ve davacı yanca temel ilişkiye de dayanılmadığından davanın bu gerekçeyle reddi yerine görevsizlik kararı verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak bono bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının lehtarı, davalının da keşidecisi olduğu bonolar nedeniyle 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak alacak isteminde bulunulup bulunulamayacağı, buradan varılacak sonuca göre dava konusu bonolardaki sıfatlarına göre taraflar arasında temel ilişki bulunup bulunmadığı ve bu kapsamda alacak isteminde bulunulup bulunulamayacağı noktasında toplanmakta olup, İlk Derece Mahkemesince dava konusu zamanaşımına uğramış bono keşidecisi ve lehtarının gerçek kişi olduğu, borcun ticari ilişki kapsamında verildiğinin iddia edilip savunulmadığı, bunun sonucu olarak davanın mutlak ve nispi ticari dava niteliği bulunmadığı, uyuşmazlığın çözüm yerinin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'nce ise; görevsizlik kararı doğru bulunmayarak, sebepsiz zenginleşme hükümlerinin taraflar arasında uygulanma kabiliyeti bulunmadığı ve davacı yanca temel ilişkiye de dayanılmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.06.2025 tarihli, 2024/4-642 E., 2025/392 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; Türk Hukuk Lügatındaki tanıma göre istinaf; İlk Derece Mahkemelerince verilen hüküm ile sonuçlanan davanın ikinci derecede üst derece mahkemelerinde (bölge adliye mahkemesi, bölge idare mahkemesi) yeniden görülmesi için başvurulan yargı yoludur (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.1, s. 602.).
Söz konusu yargı/kanun yolunda bölge adliye mahkemeleri ilk derece mahkemesince verilen kararlar hakkında maddi ve hukuki denetimi sağlar. İstinafın, diğer olağan kanun yolu olan temyiz incelemesinden temel farkı, bölge adliye mahkemesinin hukuka aykırılıklar ve eksiklikler içeren ilk derece mahkemesi kararını kaldırdıktan sonra, bu aykırılık ve eksiklikleri bizzat gidererek yeniden esas hakkında karar verilebilmesidir.
Bununla birlikte hukukumuzda dar anlamda (sınırlı) istinaf sisteminin benimsendiği düşünüldüğünde kanun koyucunun arzu ettiği sistemin, delillerin ilk derece mahkemesi tarafından toplanıp değerlendirilmesi ve bu yargılamanın yanlış olduğu noktalarda tarafların ileri sürdüğü yahut resen dikkate alınması gereken hususlar bakımından bölge adliye mahkemesinin inceleme yaparak karar vermesidir. Bölge adliye mahkemelerinin hem denetim hem de maddi vakıa incelemesi yapan mahkemeler olarak kurulmuş olması, denetim sonucu eksik bulduğu tahkikat işlemini tamamlayarak yargının gecikmeye ... vermeden en doğru kararı verme amacını sağlamaya yöneliktir ve elbette ilk derece mahkemesinin yapması gereken tahkikat işlemlerinin istinaf aşamasında yerine getirilmesi gibi bir amacın bulunmadığı açıktır.
Duruşmasız istinaf incelemesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353. maddesinde düzenlenmiştir. HMK'nın 353. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde altı bent hâlinde sayılmış olan usule ilişkin hukuka aykırılık durumlarında, ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın geri gönderilmesine, aynı fıkranın (b) bendinde davanın esasıyla ilgili olarak “başvurunun esastan reddine”, “düzelterek yeniden esas hakkında karar” ve “yeniden esas hakkında karar” şeklinde hüküm kurulacağı belirtilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve yasal düzenlemelerden sonra, somut olay özelinde "Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması" şeklinde düzenlenen HMK'nın 353/1-a-3 hükmü değerlendirildiğinde; anılan hüküm istinaf kanun yolunun ne şekilde uygulanacağı konusunda son derece belirleyicidir. Bir taraftan istinaf mahkemelerinin hukuki denetim yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak tahkikat sonucuna göre yeniden karar verme yetkisini haiz olan bir hüküm mahkemesi olduğu kabul edilirken, diğer taraftan da söz konusu hükümle bir nevi görevli ve yetkili mahkeme hususundaki yanılgılı kararlar sebebiyle dosyanın mahalline geri gönderilmesi kabul edilmektedir. HMK’da kabul edilen dar istinaf sisteminin amacına uygun olarak istinaf mahkemelerinin hukuki denetim görevini yerine getirirken gerektiğinde yeniden tahkikat ve inceleme yapmalarına imkân verecek bir uygulamanın benimsenmesi ancak ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine konu olacak verilerin bulunmaması hâlinde ise tahkikatın yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesi gerekmektedir. Olaya ve maddi delillere en yakın olan mahkeme ilk derece mahkemesidir. (Tülin Kurtoğlu, Özel Hukukta İstinaf Denetimi ve Yargılaması, Ankara, 2017, s. 152-153).
Bu kapsamda HMK'nın 353. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 1 ila 6 alt bentleri arasında sayılan usule ilişkin hukuka aykırılıklar tespit edildiğinde, ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verilecektir. HMK'nın 353/1-a hükmünde belirtilen durumlarda istinaf mahkemesi kararı esas yönünden inceleyemez (Kurtoğlu, s.187-188) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2024 tarihli, 2022/1-861 E., 2024/316 K. sayılı kararı).
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince verilen görevsizlik kararının istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından HMK'nın 353/1-a-3 hükmü gereğince görevsizlik kararının doğru olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle doğru olmadığı sonucuna varıldığı takdirde esası incelemeden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyanın esası incelenmek üzere ilgili İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, dosyanın esasıyla ilgili henüz görevli ve yetkili İlk Derece Mahkemesince verilmiş bir karar bulunmadığı aşamada Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dosyanın esasına girilerek karar verilmesi HMK tarafından benimsenen çift dereceli kanun yolu sistemine aykırı olduğundan doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2023/1125, K. 2025/1654Takip borçlusu olmayan davacının haciz baskısı altında yaptığı ödeme nedeniyle sebepsiz zenginleşmeye dayalı istirdat istemi – İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi, 2023/1125 E., 2025/1654 K.
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2025/1540, K. 2025/1365Faturaya dayalı itirazın iptali davasında yetkili icra dairesinde takip yapılmış olması özel dava şartı ve akdi ilişkinin araştırılması – Diyarbakır BAM 6. Hukuk Dairesi, 2025/1540 E., 2025/1365 K.
- YargıtayE. 2025/349, K. 2026/253Kambiyo takibinde haciz tutanağının kesin aciz belgesi sayılıp zamanaşımının yirmi yıl olup olmadığı ve icranın geri bırakılması – Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2025/349 E., 2026/253 K.
- YargıtayE. 2025/4119, K. 2026/922Bonodan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/4119 E., 2026/922 K.
Örnek Dilekçeler
- Asliye Ticaret MahkemesiZamanaşımına Uğrayan Bonoya Dayalı Sebepsiz Zenginleşme Dava Dilekçesi
- Asliye Ticaret MahkemesiLimited Şirket Genel Kurul Kararının İptali Dava Dilekçesi
- Asliye Ticaret Mahkemesiİhtiyati Haciz Talebi Dilekçesi
- Asliye Ticaret MahkemesiZayi Olan Bononun İptali Talebi
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.